O'nu ilk kez Diyarbakir yahoo gurubundaki yazilarindan tanidim.
Birkac yil sonra, Amerika'da yasayan kuzenim Zakar Dikme'nin de Paris'te oldugu bir zaman O da Paris'e gelmisti, haberlestik ve bulustuk...
Bu ilk yuz yuze gorusmemizdi. Degerli esi Turhan'la gelmisti bulusmamiza. Cabucak kaynasmistik. O birkac saatlik sohbet gozpinarlarimiza yansiyan yureklerimizi okumaya yetmisti...
Yasadiklari ulke olan Italya'ya donduler ama yazismaya, haberlesmeye hep devam ettik...
Yine birkac yil sonra bir mesaj aldim beni sevinclere bogan. Esinin isi geregi Paris'e geliyorlardi uzunca bir sure icin.
Simdi Paris'teler 4-5 aydir...
Bana "Paris'te kendini nasil hissediyorsun?" diye soranlara hep su cevabi verirdim: "Paris'i seviyorum, bir kultur ve sanat sehri ama benim yasadigim kulturel bir yalnizlik var ki bu cok zor iste."
Neydi bu kulturel yalnizlik dedigim sey?
Ayni dili konusuyor olmak yetmiyordu ne yazik ki bazi seyleri paylasmaya. Paylasmak ki hayati anlamli kilan en onemli degerdi bu kulunuz icin...
Iste Dilvin'imin gelisi bu kulturel yanlizligima son vermisti...
Oyle guzeldi ki O'nu dinlemek.
O'nun anlayis dolu, sabirli yaklasimlarinin keyfini surmek...
Anilarini yaziyordu. En sevdigim anlardan biri benimle bu anilarini paylastigi zaman dilimleriydi.
Iskencelerden gecmisti ve bunun bedeninde yarattigi belirgin hasarla yasiyordu ama oylesine gulerek yaklasiyordu ki herseye, bilmiyerek bu her gulusunun bende kendisine besledigim sayginin durmadan artmasina neden oldugunu...
O'nun yaninda kendi agrilarimi unutur oldum...
Ellerine taktigi, bileklerine kadar gelen destek kemerlerine ragmen mutfakta sergiledigi hunerler muhtesemdi...
Gecen gunlerde bana yazilarini okurken "Bunlari fotograflarla beslemeliyiz" dedim.
Kalkti ve Milliyet Gazetesin'in bir kupurunun fotografini gosterdi. Mahkemeye sedyeyle getirilmis genc bir kiz vardi bu siyah beyaz fotografta. Yil 1981. Ben lisedeydim o yillarda.
Bu fotografi hatirliyordum. Zihnimin dehlizlerinde saklanan o goruntu bu fotografla su yuzune cikmisti sanki. Yirmi yasimda Cumhuriyet okuru olana kadar eve duzenli giren gazete Milliyetti. Babam duzenli bir Milliyet okuru idi... O sedyedeki genc kiz icin uzuldugumu ve "Neden bu halde? Nasil boyle acimasiz olabiliyorlar? Bunu hakedecek ne yapmis olabilir ki? Diye sordugumu hatirladim ama bunu soyleyemedim Dilvin'ime...
Neden bilmiyorum... Sustum iste...Sustum O an...
Bakakaldim o renksiz fotodaki genc kiza...
Yine yasanan tum acilardan kendimi de sorumlu tuttugumdan olsa gerek suskunlugum...
O bugun benim arkadasimdi, en yakinimdi...
Hayat nasil da ilgincti.
Liseli genc kizin sordugu sorularin cevabini bugun sedyedeki genc kiz cevapliyordu masa basi sohbetlerinde, tum ciplak duygulariyla...
Gecen cuma dogum gununu kutladik sevgili Dilvin'in.
"Kac yasina girdin" sorusuna cevaben, 25 yasinda bir anne olarak verdigi yanit pek guzeldi; "26'ya yeni girdim."
Hakkidir...Anlasilirdir benim ve Dilvin'i tanima sansina ermis tum dostlari icin.
Dilvin bir isimsiz kahraman...
Dilvin bir ana. Dilvin bir es, bir dost.
O bir can ki canlardan ote, ne kalemim yeter anlatmaya, ne sozcuklerim yeter ifademe...
Gordugu iskencelerden sonra vucudunda tasidigi fiziksel zorluklara karsi guleryuzlu bir dik durus sergiledigi icin hayranim ben O'na.
Cektigi halaylarda mendilleriyle ve folklor figurleriyle butunlesmesine hayranim...
Henuz bes aydir yasadigi Paris'te dogum gunu icin sectigi (buldugu) mekani anlatmak yeter Dilvin'i tanimaya...
Sahiplerinin Hasim bey ve Fatma hanimin oldugu bir mekan burasi. Adi La Paix. Baris yani. Eh! Dilvin'in ta kendisi demek bu... :))
Gecenin ilerleyen saatlerinde pancurlari indi mekanimizin. Hasim bey sazi ve sozuyle, zarif esi Fatma hanim ise guzel sesiyle bizlere katildilar. Sabahin dortlerine kadar her dilde sarkilar soylendi...
Her dilde dedigimde abarttigimi sanmayin lutfen siraliyorum iste: Turkce, Kurtce, Ermenice, Arapca, Italyanca, Fransizca...
Cunku masamizda tum bu halklara mensup insan kardeslerimiz vardi...
DikranAmed'lisi, Mardin'lisi, Mersin'lisi, Ankara, Bursa, Ardahan, Maras'lisi vardi...
Anadolu'muzun her yoresinde gezindik durduk gece boyunca...
Guzel insan, can dost Dilvin Semizer tum bu guzellikleri bana yasattigin icin tesekkur ediyorum sana...
Her sali ozellikle arayip " Bugun nasil gecti" diye sordugun icin tesekkur ediyorum...
Ozellikle her sali "Hadiii daha yapacak cok isimiz var." dedigin icin "Salilari bendesin asla yanliz birakmam." dedigin icin tesekkur ediyorum...
Yasamda sadece kendimiz icin degil, bilinclerinin farkinda olmadan yasayan milyonlar icin de VAR oldugumuza olan inancimi varliginla besledigin icin tesekkur ediyorum...
Tipki can kuzenim Ilhami gibi sen de canlarin canisin benim icin...
Iyi ki varsin, Iyi dogdun Dilvin'im...Iyi ki dogdun...
Seni cok seviyorum guzel INSAN'im...
Anjel Dikme
Paris
16-3-2011
3:25:19