
12 Şubat 2010'da gerçekleştirdiğim ‘AŞK’ konulu programımda, Ersin Salman'ın yazdığı bir şiiri okuduktan sonra dinleyicilerimden gelen güzel tepkilerin verdiği cesaretle, şiirin daha fazla sayıda canlara ulaşması için facebook'daki sayfamda paylaştım.
Önce bu şiiri sizlere de aktarmalıyım yazımın devamını getirebilmem için,
İşte şiir:
İÇİMDEKİ POLİSİ TERHİS EDİYORUM SEVGİLİM!Ben hep aynı kadını sevdim
Adını çok sık değiştiriyordu
Durmadan kendimi
sevdim
Ben hep aynı bayrağa
selam verdim
Renklerini kendim seçtim
ヨzlemlerime selam verdim
Ben hep
bir dine inandım
Kitaplardan peygamberlerden ürktüm
İnsana inandım
Ben hep aynı polisten korktum
İçimdeki polisten.
Yazılarını ilgiyle izlediğim ender birkaç insandan biri olan Türkiye’nin sorunlarına çok farklı bir pencereden bakarak, bana "Aaa! böyle de olabilirmiş " dedirten ve özellikle yorumları ile insanları sıradanlaşmış düşünceler kalıbının dışında bir şeyler düşünmeye çağıran dost Kenan Fani Doğan’ın bu şiire cevaben yazdığı şiir’le sürdü...

İÇİMDEKİ ÇOCUĞU HİÇ ÖLDÜRMEDİM
Hep bir kadını sevdim
Otuz ikinci yılında aynı kadın değil
Ama adını hiç değişmedi.
Ne ayakkabı değiştirir gibi kadın değiştim
Ne de ayakkabılarım eskidi dedim
Sevgilim ayakkabım değil.
Kendimi sakındığım da oldu
Sevdiğim de
Kendimden çok sevdiğim ise
Hala aynı kadın.
Mazlumların sembolü olmasaydı
Bayrağı tınmazdım
Sevgide renk seçilmez
Hiç forma giymedim.
Dinlere inandım
İnsanlara kandım
Hatta kokladım
Kitaplardan korkmadım
Peygamberleri andım, anladım
Bazen de aldandım.
Silah altına almadım ki terhis edeyim
Benliğimi gözleyen polisim yoktu
İçimdeki çocuğu hiç öldürmedim.
Sevgiye on numara desek de
Ersin ikmale kaldı
Yazmaktan buydu maksadım.
Kenan Fani Doğan

Bu şiirden sonra 14-SUBAT-2010'da kendi defterime karaladığım satırlarla gelişti:
Değerli dost Kenan Fani Doğan; sayfama alıntıladığım şiire
cevaben yazdığınız şiiri bitirdiğimde göz pınarlarım ıslanmıştı.

Şairin dediği gibi "AŞK İKİ KİŞİLİKTİR"
12 ŞUBAT 2010 cuma günü yaptığım AŞK konulu programda
en son okuduğum mektup Hrant'ın Rakel'e yazdığı sevgililer günü mektubuydu.
Son sözcükleri boğazım düğümlenerek, zorlukla okuyabildim...
Şarkıyı girdiğim de ağlıyordum...
Değerli dinleyicilerimin içinden kaçının bu gözyaşımın gerçek nedenini anlayabildiğini bilemiyorum.
Bense biliyordum; ağladığım ne Hrant'tı ne Rakel.
Hrant'ı vurarak, çok az gerçeklesen; bana göre gerçek bir mucize olan " İki Kişilik Aşk" ı vurmuşlardı.
Sevgiydi katledilen, bir mucizeydi...
Demişim...

Aşk, iki kişilik bir şey bu çok doğru.
İki kişiyle birlikte beslenmesi gereken, iki kişiyle birlikte sürdürülebilen bir şey.
İki tarafın da buna gönüllü olması gerek, yoksa mümkünü yok bir tarafla sürdürülebilen
Bir şey değil ne yazık ki.
Ve yıllar öncesinde kalmış bir anımla noktası konmuştu bu hikâyemizin.
Yıllar önceydi 1999 yılı Radyo Kent'te bir programda canlı yayındayız,
telefonlar bağlanıyor, önce bir hanım dinleyiciydi telefonun ucundaki.
Konuşmaya başladı beylere sitemkar, iste "sevmeyi bilmiyorlar, ihanet ediyorlar". Bildiğiniz argümanlarla,
genelleyerek bütün beyleri bir torbaya doldurup, torbanın ağzını da bağladı.
Erkekler şöyle erkekler böyle diyerek.
Ardından haliyle bir bey bağlandı. O da aynı şeyleri hanımlar için söyledi.
Çok farklı şeyler değildi.
O da bir torbaya kadınları doldurdu ve ağzını bağlayıp koydu bir kenara. "Sevmeyi bilmiyorlar, ihanet ediyorlar, işte şunu yapıyorlar bunu yapıyorlar" diyerek.
Sonra sözü ben aldım ve bakın, ben biliyorum ki dedim, bir yerlerde iyi kadınlar var, sevmeyi bilen kadınlar, sevmekten korkmayan kadınlar, sevginin kendisi olmuş kadınlar var.
Başka yerlerde de aynen bu tanıma uyan erkekler var.
Sevmeyi bilen, sevmekten korkmayan ve sevdiğini söylemekten özellikle korkmayan erkekler var.
İyi erkekler de var.
Zor olan Şu dedim; o iki iyinin, kadın ve erkeğin birbirini bulması çok zor olan şey...
Mucize burada bana göre...
Yanılıyorsam söyleyin...
Çevremizde elbette böyle çiftler var ama çok az ...
Bence Rakel ve Hrant'ın aşkı da böyle bir mucizeydi...
Çift kişilik bir asktı bu.
Hrant'i vurarak bu aşkı da vurdular.
Paris'te gecen hafta röportaj yaptığım, otuz iki yıldır ilk günkü gibi süren "İki kişilik Aşk”ın kahramanlarından Elian söyle demişti; "Bazıları ‘Aşk yok diyorlar’ bense aşkın olduğunu biliyorum".
Bitenler, hep tek kişilik aşklardı...
Tek tarafın ite kaka götürmeye çalıştığı aşklardı son bulanlar...
İki kişilik Asklar ise, çiftlerden biri boyut değiştirse bile diğeri yaşadığı sürece devam ediyordu... Bitmiyordu...
"Sevginin Sonsuz Dansı" gibi;
Aşk’ın Sonsuz Dansı’na dönüşüyordu...
Anjel Dikme
24-2-2010
17:57
Paris



Neden?!!

