İnsana Yolculuk

İnsana Yolculuk
www.norradyo.com

21 Ekim 2011 Cuma

Hepiniz icindir gozyaslarim


Vakitsiz ucan 24 turnaya agladigim gibi agladim Kaddafi'ye de.
Kaddafi'ye  agladigim icin kimileri kizacak, kimileri gulup alay edecek bilirim.
"Dunyayi sen mi kurtaracaksin? Uzulduklerin insan bile degil." diyenlere; "Ben humanist bir ruh tasiyorum. Hepsi degerli bir can. Bu gercegin bilincinde olmamalari onlari sevmemem icin bir 
neden degil. "  dedigimde kizip, alay ettikleri gibi.

Yok olmasini isteyenlerin eline  gectiginde, yaraliydi ama yasiyordu.
Fransiz televizyonu; başindan  ve bacagindan yara aldigini, sonra da bicaklandigini soyledi.
Ustundeki giysileri cikardilar.
Ciplaklik; Islam aleminde asagilamanin bir ifadesi oldugundan yapmis olmalilar bunu.
Kanlar icindeki bir yasli adamdi O benim icin.
Annesinin kucagina verildigi ilk anlari dusundum.
Rakel'in sozlerini hatirladim. "Bir bebekten, bir katil yaratan sistemi sorgulamaliyiz." diyen.
Bebeklerden; katiller, diktatorler, silah-eroin tuccarlari, ilac sektorlerindeki acimasiz yoneticileri, hirsli politikacilari, konumlarini korumak icin yalan haberlerle halki manipule eden basin gorevlilerini, Allah-Tanri diyerek insanlari bole bole dusman eden din adamlarini yaratiyordu sistem dedikleri.

Hepsinin kendince gecerli(!) nedenleri vardi.
Olumlu olduklarini unutmus; kanla, parayla, insanligin acilariyla beslenen egolarina DUR diyemeyecek miyiz?
Su elli yillik zaman zarfinda kac diktatorlugun yikildigini, diktatorlerinin bu acinasi sonlarini kendilerine hatirlatmamiz bir ise yaramayacak mi?

Binbir emekle, fedakarliklarla  buyuttugumuz cocuklarimizin olmek, oldurmek icin degil, yasamak, mutlu olmak icin yeryuzune geldiklerini anlatmanin, anlatabilmenin bir yolu yok mu?

Tibet'e tekrar saldiran çin'e; sozde kalmayip ozde de barisi yasayan, yeryuzunun en barisci halklarindan Tibet'lilerin aylardir intihar ederek  karsilik vermelerinin hic bir anlami yok mu?

Bahceli'den Erdogan'a tebrik mesaji gelmis.
Kan kokusunu sevenlere gun dogdugu belli.
Kutluyorum sizi sayin Erdogan(!)

Koltugunuzu hak edecek kadar "Buyuk" oldugunuz icin.
Annenizin kaybinda doktugunuz o gercek gozyaslarinin bir damlasini, vakitsiz ucan turnalarimizdan esirgediginiz icin ne "BUYUK" sunuz!

Farkindayim basi sonu kopuk, ilgisiz bir yazi oldu sizler icin.
Ama benim icin degil inanin.
Bugun gorup, izlediklerim, okuduklarimin ruhumda yarattigi isyanin bir dokumudur bu yazi.
Anlasilmak ya da hak verilmeyi beklemek gibi bir kaygim olmadan dokerim icimdekileri her zamanki gibi.
Kuramsal dusunerek, izmlerle bir yere varamadik, belki soru sorarak varabiliriz diye safca arayislardayim.
Son sorum:
Kefenin cebinin olmadigini ne zaman anlayacak insan kardeslerim?
Kaddafi'ye aglarken, kefenin cebi oldugunu sananlar icindi gozyasim...
Insanligin ortak hafizasinda,  sadece yaptiklariyla  anilacak olduklarini unutanlar icindi gozyasim...

Anjel Dikme
Paris
21-10-2011
01:07:56

19 Ekim 2011 Çarşamba

KADINLARIN VICDANI RET HAKKI


Bence uzun zaman once yapilmasi gereken sey nihayet  basladi.
Kadinlarin vicdani ret  ilanlarindan soz ediyorum.
Cogu insan egleniyor, ciddiye almiyor bu durumu.
Elimize silah alma hakki olmadigi icin itiraz hakkimiz da olmadigini dusunuyorlar ki ben kendilerine katilmiyorum.
Vicdani reddimi acikladigim bir dost  bana sunu soyledi tiye alarak: "Celp mi geldi?
"Bunu da yazacagim." dedim kendisine.
Cahil bir kulunuz olarak bilmem ben buyuk laf etmeyi.
Vicdani red konusunda bildigim tek sey; tam da hayati, sistemi sorgulamaya basladiklari yaslarinda askere alinan ogullarimizin, erkeklerimizin kayip ruhlar olarak bize geri yollandigidir. (Hayatta kalabildiyse tabii.)
Elime silah alma hakkimin olmamasi, bedellerini tum insanligin odedigi bu duruma DUR! deme hakkimin olmadigi sonucuna goturmuyor beni.
Bir yorum soyle diyor: "Zira yasayan sey militarist zihniyet pek canlidir ve baskindir" "Kadin vicdani reddinden olu bir cocuk dogar ancak."
Bense sormadan edemiyorum. Militarist zihniyet, bu militarist yapinin surmesi icin beslenmiyor mu yuzyillardir?
O halde?
Erkeklerimizin  (Beyler bagislasinlar beni.) bu yaralanmis ruhlariyla, benlikleriyle cok da saglikli dusunemediklerini bir gerceklik olarak kabul ediyorsak; dogduklari andan itibaren militarist, feodal, erkil zihniyetle hasarlanmis, korkutulup sindirilmis ruhlariyla yasadiklarini goruyorsak, sozu ve eylemi baslatmak sorumlulugu kadinlarin omuzlarina yuklenmistir dersem yanlis mi soylemis olurum?

Bu dusunceler baglaminda vicdani reddimi bir kez daha kamu oyuna duyuruyorum.
Bu hareketi onemseyip,  destekledigimi belirterek.

Anjel Dikme
Paris
19-10-2011
22:02:56
Merhaba...
"Sadece iktisadi açıdan baktığımızda, KHIP raporuna göre TSK bütçesi, ki vergi muafiyetleri ve örtülü dahil edilmeden 2010’da yine artmıştır. Ve 2011’de daha da artması projelendirilmiştir. Bu artışlar eğitimden, sağlıktan, istihdamdan, kadın, çocuk vb’den tasarruflarla sosyal devleti al aşağı etmektedir."
Aslina bakarsaniz yazinizin tumunu alintiliyarak yazmak isterdim vicdani ret mesajimi.
Vaktinizi almamak icin bu paragrafla yetinirim.
Ben vicdani reddimi 2008'de Paris'teki Turk radyosundan duyurmusum bilmeden ne yaptigimi...
Ne mi demisim?
Hrant'in birinci olum yildonumunde; 19 ocak 2008'de yaptigim konusmadan bir bolumu aktarmam yetecektir sanirim reddimin kabulune.
"Ben neden bu göreve talibim ? diye sorarsanız, cevabım şu olur :
Yaşamım boyunca gönüllü ferdi olduğum bu göreve, yalnız olmadığımızı, aslında sanılandan çok daha fazla olduğumuzu göstermek adına talibim…


Sadece sözde kalmayıp, çocuklarımızın geleceği adına, kımıldama vaktimizin çoktan gelip de geçmekte olduğuna inandığım için talibim…

Tarihteki koca koca imparatorluklardan geriye bugün hiçbir şey kalmamışken, o imparatorlukların sınırlarını korumak, ya da genişletmek adına milyonlarca gencin, sevdiğinin
tenine dokunamadan, baba olmanın keyfini süremeden, yaşlanamadan, yaşayamadan, evlerinden uzakta, donarak, kılıçlarla doğranarak, silahlar, bombalarla parçalanarak neden öldüklerini bir türlü anlayamadığımdan talibim…

‘Vakitsiz uçmasın’ diye turnalarımız talibim…

Barış’ın dili ‘İNSAN ‘ın dili olduğu için talibim…

Turna: Ermeni kültüründe, genç ölümler için bu tabir kullanılır…
Genç bir ölüm duyduk mu; “bir turna daha uçtu” deriz…

Vakitsiz uçmasın turnalarımız…"

Egosu kanla beslenen insan musvettelerine yeter demek icin talibim!
Bir ana oldugum icin talibim!
Subay eslerinin saclarini yapmak icin  ucretsiz kuafor, arabalarina sofor, eglence mekanlarinda  sovmen olmasin diye cocuklarimiz talibim!
Tam bilinclenme, sorgulama yaslarinda askere alinan erkeklerimizin oldurulmus, yarali, hasta ruhlariyla bizlere geri yollanmamasi icin talibim!
Bu yarali, hasta ruhlarla yasamak zorunda birakilan kadinlarimizin haklarini savunmak icin talibim!
Bu sagliksiz iliskilerden dogan cocuklarimizi, askerlikte ogrendikleri hiyerarsik sistemi evinde uygulayan babalardan korumak icin, biktigimiz, yoruldugumuz icin talibim!

Kan kokusunu sevmedigim icin talibim!
Daha ne deyim?
Ben bir Filla kiziyim, asirlarin acilarinda yanmis yuregimle daha ne deyim?


Anjel Dikme
Paris
2-10-2011
3h19:46



http://www.askerhaklari.com/

http://askerleranlatiyor.blogspot.com/p/yorumlar.html

13 Ekim 2011 Perşembe

COK DILLI SARKILAR SOYLENEN, RENGARENK BIR DUNYA ISTERIM. CUNKU TANRI BENIM!



Bir Ermeni kadini Istanbul'da, bindigi taksinin soforu tarafindan inancindan oturu dovulup, taksiden disari atildi.
Ilk gun duydum bu haberi. O gunden beri dusunurum.
Birkac yil once yazmaya baslayip da bitirmedigim yazimi hatirlarim.
Suydu yarim kalan yazim:


"Diyarbakir Cezaevi Insan Haklari Muzesi Olmalidir!


Baslikli, "Adalet Komisyonu'nun" hazirladigi 9 Eylul 2009 da yazilmis ve imzaya acilmis metnin yayinlandigi yurttas.tv sayfasinda, uzerinde su yazinin bulundugu bir kapi goruntusu var: "TURKCE KONUS COK KONUS"...


Gecen haftalarda da; "Unlu Rus Yazari Tolstoy'un Islam Peygamberi ile Kayip Risalesi" diye bir kayit izledim. 4 dakika 14 saniyelik bu calismada, Tolstoy'un agzindan(!) bakin neler diyor:


"Bunlari soylemek ne kadar tuhaf olsa da benim icin Muhammedilik Haça tapmaktan, Hiristiyanlik ile mukayese edilmeyecek kadar yuksekte duruyor. Eger insan, secme hakkina sahip olsaydi, akli basinda olan her bir insan, suphe ve tereddut etmeden Muhammediligi; tek olan Allah'i ve onun Paygamber'ini kabul ederdi."
"Muhammed her zaman Evangelizm'in (Hiristiyanlar'in ustune cikiyor. O, Insani Allah saymiyor ve kendini de Allah ile bir tutmuyor. Muslumanlarin Allah'tan baska ilahi yoktur ve Muhammed onun peygamberidir. Burada hicbir muamma ve sir yoktur. LEV NIKOLAYEVIC TOLSTOY"


Nesimi'nin derisi yuzulerek oldurulmesine sebep olan inanisini dusundum:


" Vahdeti Vücud (varlık birliği) inancında kainat, Mutlak Varlık’ın zuhurudur. Bütün alem, Mutlak Varlığın bilgisinde sabit olmuş, bu subut kainatı izhar etmiştir. Göklerin dönüşünden unsurlar meydana gelir; göklerle unsurların birleşmesinden cansızlar,bitkiler ve canlılar zuhur eder canlıların kemali insanda zahir olur. insan en son ve en olgun yaratıktır. Kainatın özüdür. Tanrının tecelli yeridir. 

Seyyid Nesimi, Vahdeti Vücud inancını, yani Allah’ın insanda tecelli ettiği fikrini harflerin esrarına dayanarak dile getirmekteydi. O bunun böyle olduğuna öylesine inanmaktaydı ki, hiçbir şey onu bu inancından döndürmeye yetmedi. Sonunda din softaları, onu halk huzurunda derisi yüzülerek öldürülmesi yönünde fetva verdi. "


Sonra Isa'nin carmiha gerilmesine neden olan sozlerini hatirladim:


"Gercek sizi ozgur kilacak." diyor Isa...
"Baba ve Ben BIRiz" diyor...


Bu bilgiyi bize veren her cani oldurduk...
Asirlardir bize anlatilan her hikayeyi sorgusuz kabullendik de, tek gercegi mi reddettik diye sorgularim!


"Ben Tanri'yim " desem, benim de derimi yuzer misin Insan Kardesim?


Hristiyanlik adini verdikleri dinin, Isa'nin ogretisi ile en ufak bir ilgisi kalmamisken, kendilerini en bi Hristiyan sayanlarin, Dunya'daki en buyuk guclerden biri haline donusmus olmalarina bakarak sormadan edemiyorum;


"Ben Tanri'yim " desem; Ortacag ateslerinde cadilari(!) yaktigin gibi yakar misin beni de Insan Kardesim?




Neden korkarsiniz bunca Tanri olmaktan?


Yasaminin tum sorumlulugunun senin omuzlarina kalacagindan mi korkun?
Suclayacak ne ailen, ne de bir Allah Baban kalmayacagi fikri mi delirtir seni?


Aslinda; neden tek renkli, tek dilli bir dunyanin ozlemini bunca cekersiniz ? diye sormak isterken soz buralara geldi...


Hep birlikte hayal edelim mi?
Dusunun ki tum Dunya musluman Turk oldu ve herkes Turkce konusuyor...
Bu mudur bizim sorunlarimizin cozumu?
Aclik bitecek, sefalet bitecek mi?
Cinayetler, tecavuzler, emek somuruleri bitecek mi?
Ya adaletsizligimiz?
Hepsi hallolacak mi?


Egomuzu oldurmeden kuracagimiz tek dinli, tek dilli bir Dunya kurtarir mi biz insanoglunu?
Soyleyin Insan Kardeslerim."


Yazi burada kalmis.
Butun bunlar bana sorular sordurur yine, yeniden...
Tum dunya "Musluman Turk" oldu varsayalim.
Bitecek mi oz babalarin kizlarina tecavuzleri?
Bitecek mi namus cinayetleri?
Bitecek mi issizliginiz?
Bitecek mi ruhunuzdaki kavgalar?
Barisacak misiniz kendinizle?
Sevmeyi ogrenecek misiniz kendinizi?
Nefret etmekten, asagilamaktan, acitmaktan kendinizi vazgececek misiniz?
Delice korkulariniz dinecek mi?
Sifa bulacak misiniz?
Egonuzun esirligine mahkum yasamlariniz degisecek mi?
Ozledigimiz baris gelecek mi yeryuzu cennetine?
Her renkte insan kardesim kucaklayacak mi birbirini?
Doyacak mi Afrika'daki aclarin karni?
Bitecek mi acliktan cocuk olumleri, her alti saniyede bir yasanan?
Doga anamiza saygiyi hatirlayacak misiniz yeniden?
Yasam irmaginda ahenkle, dogayla armoni icinde akmayi becerebilecek miyiz yeniden?
Tum dunya "Musluman Turk" oldugunda gerceklesecekse bunlar, ben hazirim.
Musluman oldum gitti!
Yeryuzumuz cennet olacak oyle mi?
Herkes "Musluman Turk" olunca ya da digerleri oldurulup sadece "Musluman Turkler" birakilinca hayatta
butun bunlar gerceklesecek oyle mi?


Oyleyse; buyrun gelin once benim derimi yuzun!


Anjel Dikme
Paris
13-10-2011
03:30

5 Ekim 2011 Çarşamba

ESKİ KÜRT MİLLETVEKİLİ İBRAHİM AKSOY BİRÇOK TÜRK SİYASETÇİNİN ERMENİ OLDUĞUNU İDDİA ETTİ...


1989'da SHP Malatya Milletvekili olarak Meclis'e girdi.

Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı konuşmadı "Türkiye'de Kürt diye ayrı bir halk var" dedikten sonra dönemin SHP Genel Sekreteri Deniz Baykal'ın baskısıyla SHP'den ihraç edildi.

HEP'in kurucuları arasında yer aldı, DEP'in Genel Sekreterliği'ni yaptı.

Ve şimdi tartışma yaratacak bir yazı kaleme aldı.

SHP eski Milletvekili İbrahim Aksoy, Ermeni Türkleri yazısında, Devlet Bahçeli, Mehmet Ağar, Mesut Yılmaz, Recai Kutan, Oğuzhan Asiltürk, Murat Karayalçın, Hasan Celal Güzel gibi siyasetçilerin Ermeni olduğunu iddia ediyor.

İbrahim Aksoy'un yazısını yorumsuz olarak yayınlıyoruz.

ERMENİ TÜRKLERİ

Irk ve ırkçılığının, öncülüğünü yapanlar gerçekten ne kadar Türk tür? Türkiye’de Türk olanların, hiç biri Türkçülük yapmıyor.

Zaten buna da ihtiyaçları yoktur. Türkmenistan’dan Anadolu ya gelip yerleşen Türkmenler, hem Osmanlı döneminde, hem de Cumhuriyet döneminde sürekli devletin dışına itildiler.

Buna rağmen hiçbir zaman Türk ırkçılığı yapmadılar. Cumhuriyet döneminde Türk ırkçılığının büyük itibar görmesine rağmen yine yapmadılar.

Türkmenistan’dan gelen Türkmenler, Orta Anadolu’da, Alevi Kürtlerle karışık yaşayan Aleviler; Toroslar’daki yörük Aleviler ve Ege’deki tahtacı Alevilerdir.

Bunlar Osmanlı döneminde sürekli aşağılanmış ve hatta kitlesel katliamlara uğramışlardır. Cumhuriyet döneminde de sürekli devletin kenarında bırakılmışlardır.

Balkan muhacirleri, Karadeniz Pontus Rumları’nın torunları ve Anadolu’da yerleşik bazı azınlıklar Türk ırkçılığını yapıyorlar.

Bazen de bunlar kendilerini kabul ettirebilmek için aklın ve mantığın sınırlarını bile zorluyorlar. Burada, bu sınırları aşan bazı Ermenileri anlatmaya çalışacağım.

Sabiha Gökçen; Atatürk’ün manevi kızıdır. Bu daha önce de yazıldı. Atatürk bu kızı bir yetimhaneden alıp evlatlık edinmiştir.

Atatürk küçük kızına, zil zurna âşık olduğu ve kendisinden 19 yaş küçük Vahdettin’in küçük kızı prenses Sabiha’nın adını verdi.

Böylece küçük Sabiha’nın bir Müslüman adı oldu ve daha sonra, Gökçen soyadını alarak, Sabiha Gökçen oldu. Sabiha Gökçen dünyada ilk kadın savaş pilotu olmanın yanında, yine dünyada savaşa katılan ilk kadın pilot olma özelliğini de taşıyor.

Çünkü Sabiha Gökçen 1938 Dersim katliamında, Dersim’in köylerine tonlarca bomba yağdırdı. Binlerce, Dersimli bu bombalarla can verdi.

Hafize Özal; Turgut Özal’ın annesi, Malatya’nın Tecde köyünde önceleri Ermeni papazı, daha sonra din değiştirip, hocalık yapan meşhur cinci hocanın kızıdır.

Hafîze hanım büyüyünce, yine Ermeni kökenli, Çemişgezek göçmeni olan Turgut Özal’ın babası ile evlendi. Çocukları da dahil hepsi tarikat üyesidirler.

Recai Kutan; Adıyaman’ın Sincik ilçesine bağlı Kotan köyünden, aslen Ermeni olan Ismail Efendi’nin oğlu olarak Malatya’nın Nebioğlu Sokağı’nda dünyaya geldi.

Özallar da aynı sokak da oturdukları için, tanışmışlıkları çok eskiye dayanır. Sadece tanışmışlıkları degil, tarikat üyelilikleri de o yıllara dayanır. Başından beri Necmettin Erbakan’ın sağ kolu olan Recai Kutan şu anda SP Genel Başkanıdır.

Oğuzhan Asiltürk; kendisine asil bir soyadı da seçen Oğuzhan, Malatya’nın Hekimhan ilçesinin Zorban köyünde dünyaya geldi.

Ermeniliğini terk edip tarikat üyeliğini benimsemesi, yaşı kadar eskidir.

Devlet Bahçeli; Aslen Siverek Ermenilerinden bir ailenin çocuğudur. Ailesi Siverek’ten göçüp, Bahçe ilçesine yerleşti.

Küçük Devlet burada dünya ya geldi. Özellikle üniversite yıllarında, Türk ırkçılığının öncü kadrolarındandır. Atatürk Üniversitesi’ndeki bu çabaları, onu daha sonra MHP’nin Genel Başkanlığı’na taşıdı. Şu anda Türkçülük hareketinin en önemli şahsiyetlerindendir.

Hasan Celal Güzel; ANAP’ta bakanlık da yapan Güzel şu anda YDP Genel Başkanı’dır. Hasan Celal, aslen Antepli olan ermeni bir ailenin çocuğudur.

Hasan Celal’in ailesi, Antep’de devletle ilişkileri deşifre olduktan sonra gelip Malatya’ya yerleşti. Küçük Hasan Celal Malatya’da traktör pazarlamacısı Kamil Güzel’in oğlu olarak dünya ya geldi.

Başarılı bir devlet adamı olduğu gibi, yeminli bir Kürt ve Ermeni düşmanıdır.

Mehmet Ağar; aslen Ağınlı olan Ermeni bir ailenin çocuğudur. Küçük Mehmet, Elazığ’da meşhur Kürt Zülküf’ün oğlu olarak dünyaya geldi.

Kürt Zülküf 68’lilerin korkulu rüyası olan işkenceci toplum polis müdürünün ta kendisidir. Kürt lakabını da Ermeniliğine örtü olarak kullanıyordu.

Mehmet Ağar her yasadışı olaya adı karışan başarılı bir devlet adamı ve gençliğinden beri yeminli bir devlet hizmetkarıdır.

Devletin her kademesindeki başarılı hizmetlerinin yanısıra, başarılı bir sorgucu olarak da bilinen Ağar, şu anda DP Genel Başkanlığı’ndan istifa etmiştir.

Mehmet Keçeciler; Türkiye de gericilikden bahis açılınca ilk akla gelen isimlerin başında gelir. Keçeciler de devletin her kademesinde, büyük hizmetleri olan, başarılı bir devlet adamıdır.

Mesut Yılmaz; şu sıralar siyasete yeniden başlamak için, salvo yapmaya başlayan Yılmaz, Rize’nin Hemşin Ermenilerindendir. Mesut Yılmaz, başbakanlık da dahil, devletin her kademesinde başarılı görevlerde bulunmuş bir devlet adamıdır.

Murat Karayalçın; Mesut Yılmaz ile aynı köydendir. Hemşin Ermenilerinden olan Karayalçın, ailesi ile Yılmaz ailesi kavgalı oldukları için, Karayalçın ailesi Samsun’a göçmek mecburiyetinde kaldı.

Küçük Murat, Samsun’da dünyaya geldi. Karayalçın başarılı bir insan olduğu için, Kenan Evren’in ilk atadığı bürokrattır. Bu başarısını Evren’in atamasıyla Kent – Koop Genel Başkanlığı’nda da sürdürdü.

Şu anda SHP Genel Başkanlık görevini başarıyla sürdürüyor.

Karayalçın’ın en önemli özelliği, Ankara Siyasal Bilgiler’de öğrenciyken Mehmet Ağar, Mehmet Keçeciler ve Hasan Celal Güzel gibi bazı arkadaşlarıyla, Arapkirliler Grubu’nu oluşturarak Uluç Gürkan’a karşı öğrenci birliği başkanlığına aday olmasıdır.

Aslında bu gruptan olanların hiçbiri Arapkirli değildir ve hepsi de Ermeni kökenlidir.

Ayrıca hepsi de ülkücü eğilimlidirler. Seçimi kaybeden Karayalçın, CHP’li Uluç Gürkan’ı tehdit etmeye başladı. O yıllarda aynı okulda öğrenci olan devrimci hareketin önderlerinden Mahir Çayan’dan zılgıtı yiyince yerine oturdu.

Mehmet Ali Ağca, Oral Çerlik ve Mehmet Özbay gibi ülkücü camiada da çok sayıda Ermeni kökenli var. Bunların hepsini teker teker saymaya gerek yok.

Ben burada sadece kamuoyunun da tanıdığı bazı Ermenilerin isimlerini verdim. Türkiye’de kimliğini inkar ederek yaşamını sürdüren 300 binden fazla Ermeni olduğu söyleniyor. Bu ürkütücü bir sonuç. Bu sonuç Türkiye’de Ermeni olarak yaşamanın, ne kadar zor olduğunun açık delilidir.

Kimliğini inkar ederek yaşamını sürdürenlere hiçbir sözümüz yoktur. Onları anlayışla karşılıyoruz. Ancak Ermeni olduğunu bile bile Türk ırkçılığı veya Türk- Islam sentezinin savunuculuğunu yapanları anlamakta zorluk çekiyoruz.

Hele bunların Türkiye’deki gayrımüslimlere ve Kürtlere karşı düşmanca tavırları anlaşılır gibi değil.

Bir insan her zaman din değiştirebilir. Bu onun doğal hakkıdır. Ama bir insan hiçbir zaman ait olduğu ırkını değiştiremez. Bunların hangi koşullarda bu duruma geldikleri ilginç değil mi?

Hz. Muhammed’in bir hadisi şerifi vardır. Diyor ki; “Çocuk kimin yatağında dünyaya gelmiş ise, ona aittir.” Bu hadise uygun olan, bir de atasözü vardır: Aslını inkar eden haramzadedir.

Ben bir insan olarak bunların düştükleri bu duruma üzülüyorum. Mesela Mehmet Ağar, insanların yüzüne bakacak yüzü olmadığı için sürekli renkli gözlük kullanır.

Diğerlerinin gözlerinde sürekli suçluların telaşını görmek mümkün. Ama bunları neden yapıyorlar, anlamak mümkün değil.

Ben burada sadece bazı Ermenileri yazdım. Belki de Ermeniler, Anadolu’nun yerli halklarından olduğu için yazdım. Muhacir Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Çerkezler ve Pontus Rumları da aynı durumda.

Cumhuriyet tarihinde hiçbir Türkmen Cumhurbaşkanı olmadı. Hiçbir Türkmen Başbakan da olmadı. Hiçbir Genelkurmay Başkanı da Türkmen degil.

Türk olabilmek için, sadece müslümanım, Türküm demek yeterli mi? Onu da bilmiyorum. Ama; keçinin ben koyunum demekle koyun olamayacağını biliyorum.

Bir Ermeni örneği daha. 12 Eylül Cuntası döneminde yüzbinlerce insan gözaltına alındı ve haftalarca işkence gördü. Ama bunların arasında Garbis Altunyan isminde birisi vardı ki sadece solcu olduğu için değil, aynı zamanda Ermeni olduğu için de tam 270 gün işkencede kaldı. Bunun 34 gününü aslan kafesinde geçirdi. Yıllarca cezaevinde yattı ve şu anda işkenceden sakat kalmış bir insan olarak yaşamını Avrupada sürdürüyor.

İbrahim Aydın

4 Ekim 2011 Salı

Guzelligin bedeli, dogulan ilk gunden baslanir odenmeye

"Akıl ve güzellik abideleri, dik duruşlarıyla öfkelendirirler...  Bu;  yersiz ofkelerin ardinda saklanan  feodal genlerden beslenen, kopleksli bir korkudur...
Oysa ki o mabetlerin karanlığında gizlenmiş gözü yaşlı kiz çocuklari vardır...
Sadece sevgi, SAF SEVGI ile saçlarının okşanmasını bekleyen...
Anjel
Paris 12.1.20011