İnsana Yolculuk

İnsana Yolculuk
www.norradyo.com

15 Mayıs 2013 Çarşamba

YENI SEYLER SOYLEMEK LAZIM


16 yaşımdaydım Kumkapı'dan Bakırköy'e taşındığımızda.
Karşı komşularımız Türkan abla ve Mehmet ağabeydi.
Mehmet abinin anlattıklarını dinlemeyi cok severdim.
12 Eylül'de torba torba kitabını apartmanın kazanında yakmak zorunda kaldığında çok üzülmüştüm…
Beni korumak adına tek bir kitabını vermemişti okumam için.
Sadece anlatırdı.
Çevremdeki herkesten farklıydı.
Kavramlardan, ideolojilerden bahseden tanıdığım ilk insandı.
Her sohbetimizde yeni birşeyler öğrenirdim kendisinden...
Bu sohbetlerimizden birinde bana Marksizmi, komunizmi anlatıyordu.
Dinliyordum saygıyla, yutarcasına söylediklerini.
Beynimse durmadan sorular soruyordu her anlattığına dair.
Sorularımdan birini sesli dile getirdim: 
Iyi güzel söylüyorsun Mehmet abi ama ya başa gelen insan kötü biriyse? 
Kendi iç dünyasının yansımaları olmayacak mıdır uygulamaları? Kötü insanlar kötü şeyler yaparlar…
O ise; "Devrimin yakin olduğu" hayalleriyle sarmalanmış hayranlığını aktarmaya devam ediyordu bana, komunist sistème dair…
Çocuk yaşta sorduğum bu soruyu sormaya ömrüm boyunca devam ettim...
Cahildim, hiçbirşey bilmiyordum ideolojilere dair. Içimdeki bir sesti, bir sezgiydi bana konuşan.
Yıllar sonra Stalin'in halklara yaptıklarını öğrendiğimde, Soljenitsin'in Gulak Takım Adalarını okuduğumda haklı çıktığıma üzülmüştüm…
Haklı çıkmak büyük bir sorumluluk yükler insana...
Sezgilerinizin birşeylerin belirtisi, hatta coğu zaman gerçeğin seslenişi olduğunu deneyimlemiş olmaktan gelen bir ürpertiyle yaşarsınız sürekli…
Sussanız susamazsınız, konuşsanız anlaşıl(a)mazsınız…
Gerçeği anlatmaya, bulmaya dairse hissettiğiniz tum sorumluluk, susmalarda kalmanız cok zordur.
Çünkü susmanızın, insanlığa ihanet olduğuna inanırsınız.
Ve; "Yazmaya devam!" dersiniz…
Yeni birşeyler söylemek üzere çıkarsınız yola yeniden…



Anjel Dikme
6-5-2013
Paris
4:08

Yine, yeniden Kurd halkina seslenirim bilincli bir israrla…


Kurd aydinlarina ve Kurd halkina mektubumdur yazima aldigim olumsuz tepkilere cevaben yazma geregi duydum bu yazimi.
Soyle demis yorum yazan bir arkadas:
"Anjel Dikme gibi akli basinda bir aydinin boyle bir yazi yazmasini gercekten anlayamadim... Eger Kurd halkini Turk devletinin (ozellikle Osmanli veya Turkiye yazmamak lazim cunku onlarda devletin devamliligi soz konusudur) suc ortagi goruyorsa buyuk bir yanilgi ve insafsizlik yapmis... Turkun Kurdleri katliam tarihi soykirimdan da oncelere dayanir ve Turklerin o donemlerde kimlere neler vaaddetigi ve kimleri kullandigi da ortadadir...

Benim icin bu yazi hergun gordugum katili birakip mazlumun yakasina yapisan anlayistaki onlarca yazidan birisidir, belki biraz kibarca yazilmisi... Yahudi genocide siriasinda bir cok yahudi caninin bagislanmasi karsiliginda kendi soydaslarina zulum yapmak zorunda birakilmisti... yahudileri, yahudilere yapilan soykirimin suc ortagi mi gorecegiz? Bugun korucular devletle is birligi icinde, benzer asiretler vaadlerle kurdluge ve kurdistana ihanet icinde ne diyecegiz? Yazinin basligi "KURD HALKINA VE KURD AYDINLARINA" olunca daha da vahim... sorumlu Kurd halki ve aydinlari mi? Soykirimda Alman emperyalizminin rolu, kandirilmis Kurd asiretlerinin rolu, onun rolu, bunun rolu derken Ittihat ve Terakki nin rolunu, Turk ve devletinin rolunu konusmaz olduk... simdi tek derdimiz yuz yildir sosykirima ugrayan Kurd ulusunun soykirima ulus olarak ortak oldugunun ispati mi?
Anjel beni bu yazisiyla hayal kirikligina ugratti... onun gibi aydinlarin gorevinin mazlumlarin arasinda derin ayriliklar yaratmak degil, en ufak bir ayriligin uzerine aydin bilinci ile gidip gidermektir..."

Cevap olarak sunu yazdim kendisine:
X arkadas merhaba.
Lisede edebiyat hocamiz okumamiz icin bir metin verirdi ve daha sonra ilk sorusu su olurdu: "Yazinin ana fikri nedir, kim anladi?" Parmaklar kalkardi, genelde 60 kisilik sinifta bilen 1 ya da 2 kisi olurduk.
Bir yazinin ana fikrini anlamayanlara ne not verirdi ne de soz hakki. Edebiyat ogretmenimin yolunda giderim ve prensip olarak yazilarimin ana fikrini anlamayanlara cevap vermem.
Bugun bir ilk yaparak size yaziyorum . Zeki ve iyi niyetli oldugunuzdan suphem olmadigindandir bilesiniz.
Sizden ricam yaziyi onyargisiz tekrar okumaniz.
Ana fikri dogru degerlendirdiginizde , diger elestirilerinize dair dusuncelerimi de seve seve belirtirim.
Hadi gelin size bir tuyo vereyim. Degerli dostum Dilvin Semizer hocamin yorumu size isik tutsun.
Bosuna degildir yuregine kurban olmam. Simdi bir de aklina hayran diyecegim Dilvin hocama... :))
Cevaben su geldi:
Sayin Dikme,

"Yazinizin ana fikrini cok iyi anladigimi ve cevabimi da zaten o "ana fikre" karsi verdigimi cok iyi biliyorsunuz. Ama cevap vermek yerine "edebiyat" yaparak hakareti seciyorsunuz... Yuzlerce Kurd insani yazdiklarinizi ayni sekilde anladi... Herkesin zekasiyla alay edeceginize cevap verebilirdiniz. Bakiniz, sizin edebiyat hocaniz anlattiginiza gore bir zalimmis... neden? Anlamayana ne not verirmis ne soz hakki... Bu mudur cevabiniz? Bu mudur gercekten 22 saat sonra yazacaginiz?

Ben bir Kurd degilim, Ermeni de degilim... on yargima da yok. Ama on yargi sizin satirlarinizda sakli bu cok net goruluyor. Zaten "ana fikrinizi" vurgulamak icin "Kurd aydinlarina mektubumdur diye baslik attim cunku yillardir kendilerine sormayi istedigim tek bir sorum var." diye de vurgulamissiniz ve yazdiklariniz cok net. Benim gibi ana fikir yakalamakta zorlanacaklar icin bile cok net. Bugun Ermeni soykirimini taniyan, bu buyuk gunaha karsi cikan, ozur dileyen, tanzimini savunan Kurd aydinlarinin 30-40 yildir TC devletinin zalimligi neticesinde bu noktaya geldigini mi ima ettiginizi anlamadim? Yoksa Kurdlerin ulusal olarak bati ermenistani yutabilselerdi bu soykirimin uzerine yatabilecek bir millet olduklarini ima ettiginizi mi anlamadim? Siz soyleyin, aciklayin su son paragrafinizi da ben yanilgilarimi su yazdiginiz dili cok da iyi anlamayan birisi olarak bu sefer "ana fikri" yakalayabileyim."

Benim ikinci cevabimi da sizlerle paylasiyorum.

Ben sizin kadar cabuk degilim diye kizmayin lutfen... 
Ermeni, Turk, Kurd degilsiniz bilirim... Laz halkindansiniz...
Sorumu Kurd aydinlarini ve halkini baz alarak sormam bu sorularin tum insanliga sorulabilecegi gercegini gozden kacirmaniza neden olmus.
Onlara sordum cunku onlarla komsuyduk asirlardir.
Onlarin bu soruma verecekleri samimi cevap tum halklari olusturan bireyler icin ogretici ve yol gosterici olacaktir.

Yazimin altinda ekte verdigim 1915 Ermeniler, 2015 Kurtler??? 2115 Turkler??? Ya sonra kimler??? baslikli yazimla baglantilidir dusuncelerim. Ana fikrin ruhunda tasidigim endisemi dile getirir.
Daha basit, acarak anlatayim.

Beni tam da ilgilendiren; sizin de belirttiginiz gibi aydin sorumluluguyla dogru sorulari sormaktir.
Canimizi acitsa da, tokat gibi gelse de, insana dair dogru sorulari sorarak, dogru cevaplarla cozume varabilmektir.
Yazimda bir cumle var: "Neden birileri cani pahasina korurken komsularini, digerleri oldurur, katleder?"
Neden????
Cevabini aradigim soru budur.
Neden basimiza gelmeden baskalarinin acilarini icsellestiremeyiz?
Neden???
Neden birisi sehit, digeri terorist cenazesidir???
Oysa bu kulunuz icin sadece genclerdir olenler...
Korpecik canlardir yitenler...
Ruhlarimizin derinliklerindeki hangi karanliklar ya da aydinliklar belirler davranislarimizi?
Neden vicdanla muhakeme bazilari icin insan olmanin bas sarti iken, bazilarinda sadece "kendinden olanlar" icin vazife basina gecer?

Mazlum halklar demissiniz...
Kimdir mazlum halk?
Yahudi soykirimini yasamis olan, Israil'in Filistin halkina yaptiklari ortada dururken, su mazlum halk kavramina cok da guvenmem.
Neden mi? Bilirim ki gucu ve iktidari eline geciren 'mazlum' zaliminden daha zalim olabilecek...

Tarih bunun ornekleriyle dolu.
O halde bizlerin birey olarak; yeryuzunde yasanan her olayda kendi sorumlulugumuzun bilincine uyanmamiz gerek diye dusunurum.

Liderlere, sistème, dine, ekonomik, sosyal kosullara sucu atarak kacmak kolayciligina dusmeden yasanan her sucta her bireyin sorumlulugu oldugunu bir kez daha ustune basa basa soyluyorum....

Simdi sizden ricam yazimin ana fikrine samimiyetle cevap vermenizdir...


Su ana kadar hala cevap gelmedi. Belki dusunuyordur hala. Belki daha cok kizmistir bilemiyorum.


Yeniden ve inatla soruyorum sorumu: Bunca acilari yasamasaydiniz, anlatacak miydiniz Ermeni komsulariniza yaptiklarinizi?
Bu cok onemli bir sorudur canlar. Hepimiz icin.
Kurd halkinin da dunyaya, insanliga birligin yolunu gostermek icin secilmis halklardan biri  olduguna inanirim. Iste tam da bu nedenle onemlidir bu cevap. Insanlik icindir onemi, ben kulunuz icin degil iyi anlayin lutfen...
Bana ya da baskasina soylemek zorunda degilsiniz. Siz bilin yeter  cevabinizi…
Aslolan ic dunyanizin sesidir. Gercek orada saklidir. Seslenir size tum ciplakligiyla, duymak icin aciksa ucuncu gozunuz…
Bu soruya "Evet soylerdim…Acinizi hissederdim ve utanirdim insanligimdan." diyebilenler insa edecektir insanoglunun, hepimizin ozlemi olan; baris, esitlik ve emegin ozne olacagi gelecegini…

Simdiden selam dururum sizlere canlar…
Bu cevabinizla umut degil, umudun  ta kendisisiniz bunu da bilesiniz…

Anjel Dikme
2-5-2013
Paris
23:46


Newroz Gazetesi, Hur Bakis ve Aykiri Dogrular'da yayinlanmistir.

KURD HALKINA VE KURD AYDINLARINA MEKTUBUMDUR


"Ne  var idi ise, olacak odur; ve ne yapildi ise, yapilacak odur, ve gunes altinda yeni bir  sey yok."
Eski ahit:VAIZ Bap 9


2002 yilinda Paris'e goctum…
En zoru dilsizlikti; kirk yil yatirimini entelektuel birikimine yapan  ben icin…
Kagit yok, calisma hakki yok, formasyon hakki yok.
Oturdugum semtin belediyesinin verdigi dil kursuna katilmak tek secenegimdi.
Pazartesi ve persembe aksamlari iki saatlik bu kursa yazildim…
Sinifta her ulkeden insanlar vardi.
Hayatin garip bir cilvesi ilk Fransizca ogretmenim Ermeni asilli, ailesi Bursa'nin Cengeltsi  koyunden bir insandi; madam Sarkisyan.
Ilk kitabimda yer alan "Nedir Diaspora?" baslikli yazimin kaynagi olan roportajimi  yaptigim kisidir…
Bu kursta Turkiye'li- Kurd asilli insanlar da vardi.
Zohre bunlardan biri idi…
Bir aksam kurs bitiminden sonra  otobus duraginda  beklerken Zohreydi ilk konusan.
Fransizca, ogrenmesi cok zor olan bir dil oldugundan sikintiliydi.
-Ne isimiz var burada? Neden bu dili ogrenmek zorundayiz ki?
Dedi.
Kirk yasindan sonra gurbette yasamak zorunda kalan ben, ayni sancilari ceken ben, kendini yasaminin sifir noktasinda; gecmissiz, sarkisiz, turkusuz, siirsiz eksik hisseden, anladigi dili duymaya hasretleri yasayan ben; uzuntuyle:
-Haklisin Zohre, neden buradayiz biz?
 Buyukleriniz daha akilli olsaydi bugun ne sen buradaydin ne de ben… 
Deyiverdim.
-Buyuklerimize toprak sozu vermisler… Ama sozlerini tutmadilar…Din kardesiyiz diye kandirmislar.
Dedi ihanete ugramislarin hayal kirikligiyla.
-Bak Zohre; sen ve ben su kurs sirasinda birbirimizi tanidik, bir kahve icmisligimiz bile yok degil mi?
-Evet yok.
-Paraya da ihtiyacimiz var degil mi?
-Evet.
-Biliyor musun  onume milyar serseler, bir kahve icmisligim bile olmayan seni olduremem ben.
Degil ki asirlarca komsuluk edip,  ekmegini yedigim insanlari………….
Ikimiz de acilarimizin utancindaydik o an…
-Ben zaten dinimden de milletimden de utaniyorum.
Dediginde, susmakti payima dusen.

Son haftalarda memleketimdeki manzaralar o kadar yuz yil once yasananlara benzer ki urkerim bu baristan, korkarim halklar icin…
Yine gizlide verilen sozler var, yine dogal insan haklarina olan taleplere "Tamam" dème halleri var.
Yuz yil once cekilmis bir fotograf vardir zihnimde hepinizin bildigi. Hani; mesrutiyetin ilanindan sonra her dilde ozgurluk siloganlarinin tasindigi pankartlarla yuruyen Beyoglundaki kalabaligin umut dolu, sevinc dolu fotografi.
Tasnak Partisi'nin secimlere birlikte girecek kadar guvendigi  Ittihat ve Terakki'nin ihanetini, Tasnaklara attigi dost kazigini hatirlarim. Tasnaklar'in uzagi gorememe handikaplarinin faturasini Ermeni halki odedi ne yazik ki. Yuz yildir; hala yedikleri bu dost(!) kaziginin travmasini yasamaktalar ki yasananlara bir faydasi yoktur gayri. Olan olmustur...

Yukarida alintiladigim  sozlerinde Vaiz hakliysa diye korkarim…
Ya gercekten "Gunesin altinda yeni birsey yoksa." ????
Sahnedeki oyun hep ayniysa ve sadece oyuncular degisiyorsa?
Ermenilerden sonra sira Kurd halkindaysa?
Ya onlarin da liderleri Tasnak Partisi liderleri gibi yaniliyorsa?
Liderlerinin yanlis kararlarinin bedellerini yine halk odeyecek diye korkarim…
"1915 Ermeniler, 2015 Kurtler, 2115 Turkler mi?"* baslikli yazimda sordugum sorularda dolanir zihnim, yanilmayi herseyden cok isteyerek.
Kurd aydinlarinin omuzlarinda tasidiklari sorumlulugun buyuklugunu bu baglamda degerlendirdiklerini umuyorum...

Ekonomik, sosyolojik, lojistik, jeopolitik, uluslarasi emperyalist cikarlarin  literaturune dair kitabî sozler etmeyi cok  da anlamli bulmam cunku bilirim ki Enver ve Talat pasalar, Hitler gibi liderler tek baslarina birakilsalar, bu buyuk insanlik ayiplarini isleyemezlerdi. Lideri olduklari  toplumu olusturan bireylerin her birinin sorumlulugunu unutarak, trajedilerle biten sonuclari doguran nedenleri incelemek, en onemli  noktayi gozardi etmek olacaktir.
Bireyin kisiliginde dugumlenir ya da cozulur tum sorunlari insanligin.
Dini duygulari, kiskanclik, intikam, nefret duygulari basrolu oynar bu suca ortak olan bireyin her eyleminde.
Neden birileri saklarken komsusunu,  bir digeri oldurur?
Neden; VICDAN kimi yureklerde hukum surerken, kimi yureklerde kayip ilanlariyla aranir olur?
Bana gore cevaplanmasi  gereken soru ve sagaltilmasi icin careler aranmasi gereken bu  olmalidir…

Kurd aydinlarina mektubumdur diye baslik attim cunku yillardir  kendilerine sormayi istedigim tek bir sorum var.
Samimiyetle cevaplamalari gereken onemli bir sorudur bu:
Sayet Diyarbakir cezaevinde yasanan iskenceler olmasaydi, koruculuk denen ihanet olmasaydi, faili mechuller yasanmasaydi, bosaltilan binlerce koy olmasaydi, dilinizi konusup, cocuklariniza Kurdce adlar verebilseydiniz  ve   vaad edilen topraklar, Ermeni kiyimindan sonra din kardesleriniz tarafindan size verilseydi, bu gun yine de ozur diler miydiniz Hay komsularinizdan?
Filla komsularinizdan diler miydiniz bu ozuru,  suc ortakliginiz icin ?
Yoksa susup,   inkarda da suc ortakligina devam mi ederdiniz?
Yuz yil once Kurd halkina vaad edilen Bati Ermenistan'i elde etmis olsaydiniz,  Ermeni halkinin yasadigi acilari hissederek, ta yureginizde duyacak  miydiniz?
Bu sorunun cevabinda gizlidir insan olmanin onurlu durusu ya da utanci…


Anjel Dikme
24-Nisan-2013
Paris


*http://anjeldikme.blogspot.ch/2011/01/1915-ermeniler-2015-kurtler-2115.html


Bu yazi Newroz Gazetesi icin yazilmis, Hur Bakis ve Aykiri Dogrular sitelerinde yayinlanmistir.

28 Mart 2013 Perşembe

VICDANI RET METNIMDIR


"Sadece iktisadi açıdan baktığımızda, KHIP raporuna göre TSK bütçesi, ki vergi muafiyetleri ve örtülü dahil edilmeden 2010’da yine artmıştır. Ve 2011’de daha da artması projelendirilmiştir. Bu artışlar eğitimden, sağlıktan, istihdamdan, kadın, çocuk vb’den tasarruflarla sosyal devleti al aşağı etmektedir."

Aslina bakarsaniz yazinizin tumunu alintiliyarak yazmak isterdim vicdani ret mesajimi. Vaktinizi almamak icin bu paragrafla yetinirim.

Ben vicdani reddimi 2008'de Paris'teki Turk radyosundan duyurmusum bilmeden ne yaptigimi...

Ne mi demisim? Hrant'in birinci olum yildonumunde; 19 ocak 2008'de yaptigim konusmadan bir bolumu aktarmam yetecektir sanirim reddimin kabulune. 

"Ben neden bu göreve talibim ? diye sorarsanız, cevabım şu olur : 

Yaşamım boyunca gönüllü ferdi olduğum bu göreve, yalnız olmadığımızı, aslında sanılandan çok daha fazla olduğumuzu göstermek adına talibim…

Sadece sözde kalmayıp, çocuklarımızın geleceği adına, kımıldama vaktimizin çoktan gelip de geçmekte olduğuna inandığım için talibim…  

Tarihteki koca koca imparatorluklardan geriye bugün hiçbir şey kalmamışken, o imparatorlukların sınırlarını korumak, ya da genişletmek adına milyonlarca gencin, sevdiğinin tenine dokunamadan, baba olmanın keyfini süremeden, yaşlanamadan, yaşayamadan, evlerinden uzakta, donarak, kılıçlarla doğranarak, silahlar, bombalarla parçalanarak neden öldüklerini bir türlü anlayamadığımdan talibim…  

‘Vakitsiz uçmasın’ diye turnalarımız talibim…  

Barış’ın dili ‘İNSAN ‘ın dili olduğu için talibim…  

Turna: Ermeni kültüründe, genç ölümler için bu tabir kullanılır… Genç bir ölüm duyduk mu; “bir turna daha uçtu” deriz…  

Vakitsiz uçmasın turnalarımız…"Egosu kanla beslenen insan musvettelerine yeter demek icin talibim! 

Bir ana oldugum icin talibim! 

Subay eslerinin saclarini yapmak icin  ucretsiz kuafor, arabalarina sofor, eglence mekanlarinda sovmen olmasin diye cocuklarimiz talibim!

Tam bilinclenme, sorgulama yaslarinda askere alinan erkeklerimizin oldurulmus, yarali, hasta ruhlariyla bizlere geri yollanmamasi icin talibim!

Bu yarali, hasta ruhlarla yasamak zorunda birakilan kadinlarimizin haklarini savunmak icin talibim!

Bu sagliksiz iliskilerden dogan cocuklarimizi, askerlikte ogrendikleri hiyerarsik sistemi evinde uygulayan babalardan korumak icin, biktigimiz, yoruldugumuz icin talibim!

Kan kokusunu sevmedigim icin talibim!

Daha ne deyim?

Ben bir Filla kiziyim, asirlarin acilarinda yanmis yuregimle daha ne deyim?
ANGEL DİKME
………………..

11 Aralık 2012 Salı

SON AGAMIZIN ADI: DEVLET AGA



"Devlet devrimle yıkılabilecek bir şey değil, insanlar arasındaki bir ilişki tarzıdır.
Devlet, bu ilişki tarzıyla var olur, beslenir, güçlenir, sömürür ve öldürür.
Devlet, otoriter ve hiyerarşik örgütlenmelerle iktidara talip olunarak değil; insanlar arsında devletin kendini yeniden üretemediği yeni ilişkiler, özgürlükçü ve dayanışmacı yeni bir "hayat tarzı" kurularak yıkılabilir. Asıl olan "iktidarı almak" değil, gündelik hayat devrimleridir.
Zira, yaşanacak bir hayatımız vardır. " ABDULGAFFAR EL-HAYATI


Yazımın başlığına bakıp da sakın "Devlet" denen aygıta kızacagımı düşünmeyin.
Neden kızayım ki "Devlet" koruyucusu olanlara?
Onların, kendilerince geçerli nedenleri var biliriz hepimiz.
Peki bizlere ne demeli?
Bu, suni yaratılmış aygıta bilmeden hizmet edenlere ne demeli?

"Devletin kendisini her gün yeniden üretmesine" izin veren bizlere, sana, bana, onadır sorum…

Son zamanlarda yaşadığım 3 örnekle anlatmayı deneyeceğim derdimi.
Adlarını saklı tutarak, sadece başharflerini vermekle yetineceğim. Onlar bilecekler kendilerini.

İlki; çok eski bir bayan dinleyicim(di).
S.G. 
Face de sayfamdaki katılımcılardan birinin paylaşımından hoşlanmamış ve yorumlar yazmış beni mahkum eden… Çok sonra haberim olduğunda cevap verme gereği duymadım çünki samimi bulmadım yorumlarını. Bana direkt olarak hiçbir eleştiri getirme cesareti gösteremeyip, bire bir tanımadığım birinin paylaşımının  altına yorumlar yazarak, beni listesinden sildiğini duyurmasını fazlasıyla korkakça buldum. Beni, radyo programlarımdan neredeyse 13 yıldır dinleyen, özel haberleşmelerimizde ortak birçok acımızı dile getirdiğimiz bu insanın, bana tek soru sormadan gidebildiği noktadır "Devletin kendini yeniden ürettiği" an…

İkincisi; okuyucularımdan biri R.Ş. Hakkettiğimi düşünmüş olmalı ki bana; anacığının ve ablasının o güzel elleriyle işledikleri oyalarla işlenmiş yazmalar yollayandı.
Ölüm oruçları sürerken, ne zaman ki evladı ölüm oruçlarında olan bir babanın feryadını paylaştım sayfamda, ne zamanki kendisinin inandığı, savunduğu görüşlerle ters düşen görüşleri aldım sayfama
O da beni listesinden sildiğini bildirdi…

Üçüncüsü; yine 13 yıllık dinleyicilerimden Dr.A.R. Bire bir görüşme imkanını bulduğum ve tanımaktan son derece mutlu olduğum bir şahsiyet. Herşeyden önce "İnsan" olabilmeyi başarmış bir birey olduğunu düşündüğüm bu insanın bana olan küskünlüğünü cuma günü yaptığım son radyo programımda yolladığı iletiyle öğrendim. Beni, ses çıkarmadan dinlermiş yıllardır ve bu programda ilk kitabımın adının "Kimlik İstemem" olduğunu öğrenınce bana yazmadan edememiş. "Kitabına bu adı veriyorsa benim tanıdığım Anjel bu"  demiş olmalı…O  da kırgınmış bana yıllardır.
Nedeni; yıllar önce yaptığım 24 Nisan özel programımda söylediklerimmiş.

Şaşırmadım dersem  yalan olur ama en yoğun hissettiğim duygu büyük bir hayal kırıklığı idi.
O programımı hatırlıyorum…  Sadece yaşanmış acılardı anlatılan… Ne bir öfke, ne de bir suçlama yoktu dilimde…İstediğim tek şey duygularda buluşabilmekti…Acılarımızda ve duygularımızdaydı aynılığımız... Tüm  dünyadan dinleyicilerim; ağlayarak ortak olmuşlardı insanlığın bu ortak acısı ve yüzkaralığına…
Ne olmuştu da bu aydın, okumuş bireyler sağır ve kör olmuşlardı gerçeklerin ifade edilmesine?

Ne mi olmuştu?
Onlar bilmeden, Son  Ağamız dediğim Devlet denen aygıtı yeniden beslemişlerdi tutumları ile.

Bu canların ikisi Türk asıllı biri Kürt…
Emin olun Ermenisi, Fransızı için de değişen bir şey yok!

Hepimiz ablukaya alınmış yeni köleleriyiz SON AĞA(LARI)MIZIN!
Ben Ağalarımıza kızmayı bıraktım bu günden kelli…
Madem ki bizler bunca sağırız, bunca empati yoksunuyuz birbirimize karşı, hak ederiz bize yaşatılan her acıyı, her muameleyi… 
İnce Memed gibi;  öldürerek ağaların, ağalığın  biteceğini düşünme naifliğinde değilim, ki hiç olmadım…

Devam edin "Kör kuyularınızda merdivensiz kalma" hallerinize…
Devam edin; Türk, Kürd, Ermeni, Fransız, X  olarak beslemeye, yeniden ve yeniden  Devlet Ağalarımızı üretmeye…

Yolunuz açık olsun… İnsanoğlunun felaketinde her birinizin payı olacak…
Kendine sol, komunist, Trockıst, Lenınıst dıyerek teorilerde didişip duranlar!
Kendini bir halka mensup sayıp, diğer halklara çöp muamelesi yapanlar!
İnandığı dinin en doğrusu olduğunu düşünüp, diğer inançlara yaşama hakkı tanımayanlar!
Devam edin, Son Ağalarımızı beslemeye söylev ve tutumlarınızla!
Devam edin, gerçekleri konuşmayı reddetmeye!
Sakın ola yüzleşmeyin gerçeklerle olur mu?
Saklanın; egolarınızı besleyen yalanlardan örülmüş duvarların arkasına olur mu?
Aman ha! zarar gelmesin bu ıskambil kağıdından şatolarınıza!
Nasıl olsa yaşanacak "Sadece bir ömrünüz var!"
Devam edin! Edin ama sakın ola şikayet etmeyin!
Çünkü buna hiç hakkınız yok!
"Devlet devrimle yıkılabilecek bir şey değil, insanlar arasındaki bir ilişki tarzıdır.
Devlet, bu ilişki tarzıyla var olur, beslenir, güçlenir, sömürür ve öldürür."
Devlet Ağamızı; beslemeye, güçlendirmeye ve bizleri sömürmesine, öldürmesine ortak olduğunuz gerçeğine uyandığınız gün sizlerle yeniden buluşurum…
Dilerim; insanoğlu için  çok geç kalmış bir uyanış olmaz bu...


Anjel Dikme
Paris
11-12-2012
03-02











4 Kasım 2012 Pazar

"Dunyanin tum sesleri birleşin" demeye devam edin cocuklar!


Alintilar yaparak cevaplayacagim; buram buram paranoya kokan makalenin yazarinin sahsinda, kendisi gibi dusunenlere cevabimdir yukardaki basligim.

Boylesi basarili(!) bir carpitmayi, dezenformasyonu nasil beceriyorsunuz, en cok bunu merak ediyorum biliyor musunuz?
Kuruldugu 2008 yilindan beri bu genclerle birlikteyim.
Yaptiklari her yayini dinliyorum. (Ben de Namag programini hazirlayip, sunuyorum. Bunu yazma geregi duydum cunku hani belden asagi vurmalari cok seversiniz ya! Benden duyun, "Bakin soylemiyor program yaptigini" deme zahmetine dusmeyin diye;)
Nor Radyonun web sayfasinda, ilkelerimiz basligi altinda su yazar: "Nor Radyo tüm halkların kendilerini özgürce ifade edebilecekleri ve kültürlerini paylaşabilecekleri bir internet radyosu projesidir.
Nor Radyo, çok kültürlülüğün ve bir arada yaşamın sesidir. Bu bağlamda milliyetçiliğe, her türlü, ırksal, etnik, cinsel ayrımcılığa karşı barış, özgürlük, eşitlik ve kardeşlikten yana tavır alır.
Bu ortak paydaları paylaşan ve kültürel zenginliğini paylaşmak isteyen tüm dostlar bu özgür platforma davetlidir."

Budur tam da sizi korkutan degil mi?
Nerede; "Baris, ozgurluk, esitlik, kardeslik" sozcuklerini  gorseniz sitmalar tutar sizleri degil mi?..
Hele hele; "Cok kulturlulukten, bir arada yasamin sesi." olmaktan soz eden, haddini bilmez (!) genclerin varligi zavalli ruhlarinizin paranoyalarini nasil da provoke eder degil mi?
Demissiniz ki:
"Yalandan, kandan, kinden ve bedavadan ge­çinme arzusundaki bu bir kısım Ermeni ve Er­menici grubun 1915 olaylarının 100. yıldönümü hedefleri için yürüttüğü faaliyetler teorik düzlemde tamamlanmış gibi gözüküyor."

Bu cumlelerinizde cevap verecegim iki sozcuk vardir: "Bedavadan gecinme."
Bedavadan gecinme oyle mi?
Hadi gelin bir yolculuk yapalim birlikte.
Osmanli neden fetihlere(!) cikardi? (Sizce; Osmanli yapinca fetihtir(!) istila degildir ya hani )
Hazine bosalinca!
Git komsu memleketlere, al kadinlarini kizlarini, al mallarini, biriktirdiklerini ganimet olarak ve dön ulkene(!) yaşa bedavadan.
Ganimetcilikle geçinen kimdir tum Dunya biliyor.
(Hos sizler de biliyorsunuz ya neyse.)
Osmanli'da en cok calisan, ureten halklardan biri Ermeni toplumunun bireyleriydi. Gidin Anadolu'ya dinleyin Kurd yaslilarini, anlatsinlar size asirlarca ekip, bicenin kim oldugunu…
 Ayakkabicisindan, terzisine, tas isciliginden, ipek isciligine, discisinden, fotografcisina, porseleninden, gumus-altin isciligine, tiyatrosundan, muzigine, mimarisine kadar her biri baslibasina sanat olan bu dallarda calisip uretenler Ermeni halkiydi. Insanlik tarihi boyunca ureten, insa eden bu Zenaatkar-Sanatkar halka " Bedavaci" deme densizliginizin altinda yatan korkunuz nasil da cirkince siritiyor bir bilseniz.
Bu halkin o topraklarda binlerce yildir uretip, insa ettiklerini inkar mi ediyorsunuz? 
Peki, kabulumdur ama  bir sartla:
Nasil ki; yeryuzunun ilk kiliseleri olarak insanligin tarihi, kulturel ortak mirasi sayilan binbir Ermeni Kiliselerini yiktiniz. Nasil ki; "Gavurdan kalma degirmenler haramdir, kullanilmaz." Deyip; geride biraktiklari, ekmeginizi oguteceginiz degirmenleri bile yiktiniz. 
O halde:
Yikin Mimar Simon ve dort kusak Balyan Ailesinin yaptigi mimarlik harikasi eserleri!
Kopruleri, camileri, saraylari, kasirlari. Yikin hepsini!
Kutahya seramikleri, Kayseri halisi diye ovundugunuz; seramikleri yapmayi, halilari dokumayi birakin!
Madem ki; Dolmabahce Sarayi'nin kapisina, "Ermeni Balyan Ailesi" tabelasi asmak yerine, "Italyan Ballini" yazisini asacak kadar nankorsunuz…
Yikin o halde bu halkin binbir emekle yarattigi, ovundugunuz, yuzunuzu agartan tum sanat eserlerini… Yikin!!!
Daha fazlasini yazmiyorum.
Sadece mimari eserleri yikin, bakalim geriye ne kaliyor ovunebileceginiz mimari adina.
Gorsun; yuzyildir igrenc yalanlarinizla manipule ettiginiz memleketim insani gercegi.
Gorsun; bilsin ki namaz kilip, dua ettigi her bir cami Ermeni mimarlarin eseridir.
Korkunuz budur degil mi?
Musluman Turk halki bilirse gercekleri, dusman degil hayran olacak, saygi ve minnet duyacaktir bu halka degil mi?
Akliniz cikar, sizin bildiginiz tum gercekleri sivil halkin ogrenmesinden degil mi?
"Korkunun ecele faydasi yok." Diye ne guzel soylemis atalarimiz.
Gunesi balcikla sivama cabalariniz bosunadir.
"Bedavaci" diyerek iftira attiginiz bu halk bir de "Bedavaci" olmazsa neler yapardi? Diye sormadan edemiyorum dogrusu.
Aziz Nesine sormuslar: 
"Neden insanlar hep kendilerine iyilik yapanlara ihanet ederler?
En buyuk kotulugu neden bu insanlardan goruruz?" 
Cok guzeldir cevabi.
"Cunku der; insanoglu alacaklilarini sevmez. Birine iyilik yaptiginizda, bir şey verdiğinizde O'nu borclandirirsiniz.
Borclu hisseder kendini size karsi. Bu nedenle insanlar alacaklilarini sevmezler."

Oysa bir bilseniz iyilik yapan insan; ne karsilik ne de tesekkur bekler. 
Ama nankorluk de olmasin be kardesim…
Nankorlugun bu kadari da olmuyor be kardesim…
1915'de el degistiren, gaspedilen mallarin sozunu  bile etmeyecegim.
Varlik vergisi felaketiyle, 6-7 Eylul trajedisiyle el degistiren Yahudi'nin, Rum'un, Ermeni'nin mallarinin ustune konanlara denir "Bedavaci."
Haylarin*; asirlarin emegiyle biriktirmis oldugu tum zenginliklerinin ustune konarak bugunku zenginliklerine sahip olanlarin, tum bunlari kaybetme korkusuyla, bir halkin yasadigi korkunc  soykirimi inkar edenlere denir "Yalanci ve Bedavaci."
"Soykirim olmustur diyenin yuzune tukururum." Diyenlerin asirlik Ermeni Kiliselerinin sahibi(!) oldugu ortaya cikinca, kimlerin "Bedavaci" ve neden inkarci olduklari cirilciplak bir gerceklik olarak halkimizin gozu onundedir gayri.


Demissiniz ki:
"Arazi çalışmaları ise paravan dernekler ve gençlik platformlarınca başlatılmış durumda. Ermenici cep­henin, gayrimüslim azınlıklar ve PKK/BDP çevreleriyle bir süredir sürdürdüğü gizli ilişkilerini artık açıktan yürüttükleri gözlemlenirken, bir taraftan da çeşitli etnik kimliklere sahip Müslüman halklar ara­sına da sızılmaya çalışıldığı ortaya çıktı."

Vay! vay! ve vay!
"Ortaya cikti." oyle mi?
Niye? Gizli miydi ki ortaya cikti?
Benim bildigim ve kuruldugu gunden beri bu radyoyu dinleyen tum insanlarin da bildigi gibi; cok sesli, cok dilli, birlestirici bir dusunce yapisiyla yayin yapan bu radyoda Cerkezceyi bir Cerkez'in, Ermeniceyi bir Ermeni'nin, Lazcayi bir Laz'in, Kurtceyi bir Kurd'un, Rumcayi bir Rum'un, Zazacayi bir Zaza'nin, Hemsinceyi bir Hemsin'linin konusmasindan daha dogal, daha guzel ne olabilir?

Yok ettiginizi sanirken,  Anadolumun zenginligi olan tum bu dillerin baris ortaminda bir araya geliyor olmalari yine korkuttu sizi degil mi?
"PKK/BDP" diyerek yine her zamanki cirkin, ucuz, bildik oyununuzu sahneye koymaya bu sefer de siz mi elci secildiniz?

Yillar once Istanbul'da bir Iktisat Haftasi'na dinleyici olarak katilmistim.
Orada anlatilanlari asla hicbir basin ve yayin organinda okumadim, dinlemedim.
Bunlari halk bilmemeliydi anlasilan. "Vatan'in guvenligi ve bolunmez butunlugu icin."(!) tabii ki.
Eski bir buyukelcinin su sozlerini hic unutmadim.
"Cumhuriyet tarihi boyunca bu bir devlet politikasidir. Bir ic dusman ve bir dis dusman yaratilir."
Ne guzel degil mi?
Sivil halk her dem diken ustunde olmali ki devletin asli gorevlerinden olan; saglik, egitim gibi hizmetler icin talepte bulunma refleksini gosteremesin.
"Vatan, millet, Sakarya" masaliyla uyusup, uyusun ki siz sistemin egemenleri dilediginizce at kosturun. Halk ekmege hasretken, yirmili yaslardaki cocuklariniz, sirketlere, filolara sahip olsun.

Once; Ermenilerdi dusman.
Kufurdur hala dilinde bu sozcuk Anadolumun. Becerdiniz. Bravo!
Sonra; Ermeni kalmayinca, yillarca Yunanistan ve Rumlari dusman ilan ettiniz.
Onlar da kalmayinca sirada "Din kardesiniz" Kurtler vardi.
O da yetmedi; kendisini "Musluman Turk" diye tanimlayan kesimleri "Laik" ve "Dinci" diye bolup, birbirlerinden nefret eden, supheyle, korkuyla bakan bir toplum yarattiniz.
Basardiniz. Bravo!
Ama bunca basari(!) size yetmedi, yetmiyor degil mi ?
Simdi de bir avuc; buram buram insan kokan, her din ve her irktan, kendi dillerini yasatmaya calisirken, barisi cagiran bu piril piril, ulkemizin guzel bir gelecege sahip olmasi  icin mesai harcayan cocuklarimiza mi diktiniz gozunuzu?
1,5 milyon yetmedi, Hrant Dink yetmedi, Sevag Balikci yetmedi, Dersimler, Maraslar, Sivaslar ve kisa kesmek icin yazmadigim onlarca kan kokan sayfalariniz yetmedi oyle mi?
…………………..

Demissiniz ki:

"Aleviler ise her zaman olduğu gibi yine Ermeni siyasetince kullanılma­ya çalışılan Müslüman çevrelerden. "
Bunun cevabini ben vermeyecegim.
Alevi toplumunun aydinlarina, sozculerine devrediyorum cevap hakkimi.

Yazinizda dile getirdiginiz dusuncelerinize soylenecek oyle cok sey var ki…………
Ama son cumlelerimle susuyorum bugunluk…
Birbirlerinin irki, dini, dili, inanci ne olursa olsun aldirmayip, kendisinin ve arkadaslarinin tum bu ust  kimlikleriyle barisik, insanogluna yakisan bir duyarlilikla biraraya gelmis, guzel islerin yontucusu nor radyo genclerinden uzak durun!
Onlari yedirmez artik size Anadolum…

Anjel Dikme
13-10-2012
04-37



"YAZIK Kİ ‘ALEVİCE' DİYE BİR DİL YOK"

"İzmir Ekonomi Üniversitesi'nden bir grup öğrenci ve İstanbul'dan bir grup Ermeni gencinin oluşturdu­ğu platformun, internet üzerinden sekiz dilde yayın yapan bir de radyosu bulunuyor. Nor Radyo geçti­ğimiz günlerde yeni yayın dönemini açtı. Radyo'da müziğin yanı sıra ekolojiden siyasete, kültür-sanat­tan cinsiyetçiliğe, medya tartışmalarına uzanan geniş bir yelpazede yayınlar yapılacağı duyuruldu. Radyonun yayın yaptığı diller Ermenice, Türkçe, Kürtçe, Hemşince, Lazca, Adigece, Çeçence ve Zaza­ca. Radyo'da bu dönem Kürtçe program sayısının artacağı ve ‘politik baskı gören ve bu baskılara ce­vap veren tüm Kurdî unsurların konu edileceği' bildirildi. Açıklamada, Alevilerle ilgili konulara da her zamanki gibi yer ayrılacağı kaydedildi."



Ermenicilerde 2015 hazırlığı

1915’in 100. yıldönümü için hazırlık yapan Ermenici çevrelerin iletişim kanalları üzerinden Kafkas­lar’daki etnik grupları etkilemeye çalıştığı, edebiyat, spor ve müzik gibi alanlara el attığı öğrenildi.

Yazı Boyutu:  12 14 16


resim265661_2.jpg

Ermeni destekçisi sözde aydın-yazar-çizer ta­kımından cesaret alan, bir kısım ermeni genci mikro düzeydeki faaliyetlerini artırmaya baş­ladılar. Hesaplar 1915'in 100. yıldönümü üze­rine kurulmuş durumda.

Önümüzdeki günlerde daha da hızlandırılma­sı beklenen faaliyetlerle, sözde soykırımın ön­celikle toplumun gündemine sokulması, son­ra kabul ettirilerek inkar edilemez bir (sahte) gerçekliğe büründürülmesi, mümkünse ka­nunlaştırılması ve zihinlere yerleştirilmesi planlanıyor. Bundan sonraki aşamada ise ül­kemiz aleyhine davalar açılması, dikte ettiril­miş bir yalan uğruna, Türkiye'nin, bir başka milleti (Ermenileri) sonsuza kadar ödeyeceği tazminatlarla adeta beslemesi öngörülüyor. Yalandan, kandan, kinden ve bedavadan ge­çinme arzusundaki bu bir kısım Ermeni ve Er­menici grubun 1915 olaylarının 100. yıldönümü hedefleri için yürüttüğü faaliyetler teorik düzlemde tamamlanmış gibi gözüküyor.

TEORİDEN PRATİĞE GEÇTİLER

Arazi çalışmaları ise paravan dernekler ve gençlik platformlarınca başlatılmış durumda. Ermenici cep­henin, gayrimüslim azınlıklar ve PKK/BDP çevreleriyle bir süredir sürdürdüğü gizli ilişkilerini artık açıktan yürüttükleri gözlemlenirken, bir taraftan da çeşitli etnik kimliklere sahip Müslüman halklar ara­sına da sızılmaya çalışıldığı ortaya çıktı.

GÜRCÜLER YÜZ VERMEDİ

Öncelikle, İsrail ile Türkiye arasındaki gerilimden faydalanarak Musevi vatandaşlarla ilişkilerini gelişti­ren Ermenici çevre, daha sonra Gürcü vatandaşları yanlarına çekme faaliyetine giriştiler. Dini bağları da bulunmasına rağmen Gürcü vatandaşlardan yüz bulamayan Ermenicilerin şimdilerde ise Müslüman­ların içindeki bazı etnik unsurlara kanca atmaya başladıkları görülüyor. Bu etnik unsurların başında ise Kürtler ve Çerkezler geliyor. Aleviler ise her zaman olduğu gibi yine Ermeni siyasetince kullanılma­ya çalışılan Müslüman çevrelerden. 

KAFKAS DERNEKLERİNE SIZMAYA ÇALIŞMIŞLAR

Daha önce Kafkas Dernekleri Federasyonuna bağlı faaliyet gösteren, Kafkas Derneği'ne sızma girişimle­ri olduğu, bundan rahatsız olan dernek yönetiminin, derneğin adını bu sebeple Çerkez Derneği'ne dö­nüştürdüğü öğrenildi. Kafkas dernekleri içindeki lobi faaliyetlerinden de bir sonuç elde edemeyen Er­menici cephenin, edebiyat, sanat, spor ve müzik gibi iletişim yollarını kullanarak Çerkez gençleri başta olmak üzere Kafkasya kökenli gençlere yöneldiği ortaya çıktı. 

ERMENİCİ BAAS'ÇILAR UYANIYOR

Bu faaliyetler için oluşturulan Nor Zartonk (Yeni Uyanış) adındaki platform, amaçlarını “Türkiye Erme­ni Toplumu'ndan yola çıkarak, Türkiye halklarının entelektüel gelişimlerini sağlamaları yönünde çalış­malar yapar” şeklinde açıklasa da, Türkiye ve Kafkas halklarının Ermenicilerden öğrenmesi gerekenle­ri, kanlı bir şekilde, sırtından hançerlenerek öğrendiği hatırlatılıyor. Platformun adı, ‘yeniden doğuş' anlamına gelen BAAS'ı çağrıştırıyor.

YAZIK Kİ ‘ALEVİCE' DİYE BİR DİL YOK

İzmir Ekonomi Üniversitesi'nden bir grup öğrenci ve İstanbul'dan bir grup Ermeni gencinin oluşturdu­ğu platformun, internet üzerinden sekiz dilde yayın yapan bir de radyosu bulunuyor. Nor Radyo geçti­ğimiz günlerde yeni yayın dönemini açtı. Radyo'da müziğin yanı sıra ekolojiden siyasete, kültür-sanat­tan cinsiyetçiliğe, medya tartışmalarına uzanan geniş bir yelpazede yayınlar yapılacağı duyuruldu. Radyonun yayın yaptığı diller Ermenice, Türkçe, Kürtçe, Hemşince, Lazca, Adigece, Çeçence ve Zaza­ca. Radyo'da bu dönem Kürtçe program sayısının artacağı ve ‘politik baskı gören ve bu baskılara ce­vap veren tüm Kurdî unsurların konu edileceği' bildirildi. Açıklamada, Alevilerle ilgili konulara da her zamanki gibi yer ayrılacağı kaydedildi.

Osman Yiğit / Yeni Akit













  1. Ermenicilerde 2015 hazırlığı - En Doğru ve Güncel Haber
    www.habervaktim.com/haber/ermenicile... - Traduire cette pagePartager
    5 gün önce –
    Ermeni destekçisi sözde aydın-yazar-çizer takımından cesaret alan, bir kısım ermeni genci mikro düzeydeki faaliyetlerini artırmaya başladılar.

28 Temmuz 2012 Cumartesi

Kayip kita Mu


Bu gece Türk kardeşlerimin argümanlarını izledim ve okudum.
Türklerin kayip kita  Mu'dan geldiklerini one suruyorlar. 
Asla hayir demek gibi bir niyetim yok.
Saygiyla izledim her anlatilani, öncelikle bilinsin isterim…
Bu görüşler; béni daha fazla düşüncelere ve sorulara gebe birakti gece gece.
Gelişmis bir medeniyetin batan adayla yok olduğu, burada yaşayan insanlarin Asya'ya, Meksika'ya göç ettiklerini savunuyorlar.
Hepsini doğru kabul ediyorum. 
Aksini iddia etmek gibi bir haddini bilmemezlik yapmayacağım, uzman kimliğim olmadığından.
Konunun bana düşündürdüklerini paylaşacağım siz okurlarımla.
Atlantisten daha önce battığı söylenen bir ada bu.
Adadan öte, bir kıta olduğu  da duyduklarım arasında.
Bu kıtadan ılk söz éden James Churchward '(Mu, le continent perdu,
J'ai Lu, coll. " L'aventure mystérieuse ", 1969 (1ère éd. 1926))*(1)
Hala dinlemeye devam ettiğim programa göre, 'Tarih bir
 silahtır.' 
Çin uygarlığının 'Türklerin inşa ettiği piramitleri ağaçlandırarak, doğal birer tepe görüntüsü vermeye çalışmasının nedeni, kendisinden önce bir başka uygarlığın izlerini kapama çabasıdır.'
'Tarih bir silahtır' sözünün içeriği budur, programcı ve konuğuna göre…(2)
Kafama soruların üşüşmesi için bu kadarı bile yetiyor.
Farzedelim ki bu gelişmiş halk mecbur kalıp yeryuzune yayıldı.
Benim anlayamadığım bu kadar gelişmiş medeni bir halk neden göçmek zorunda kaldığı topraklardaki öteki kavim halkları yok etmeye çalıştı?
Neden var ederek değil de, yok ederek sürdürmeyi seçti yeni yaşamını?
Anlatılanlardan; doğal afetler sonucu göçmek zorunda kaldıklarını anlıyoruz.
Yani bir savaş değil ülkelerini, medeniyetlerini kaybetmelerinin nedeni.
O halde neden saygı duyma yetilerini hiç ederek, yaklaşmışlardı tüm karşılarına çıkan halklara?
Sorarım bu soruları çünkü medeniyet bana göre; öteki denerek suni yaratılmış olana, empati edebilme becerisiyle ölçülür.
Daha onceki bir yazımda da vurgulamıştım, tekrar soruyorum: Tüm DÜNYA müslüman Türk olsa, yeryüzümüzün güncel yaşadığı sorunların tümü çözüm bulacak mı?
Bu mudur derdimiz?
Müslüman Türk olmak mıdır?
Hallolacak mı açlık?
Hallolacak mı emeğin sömürüsü?
Babanın kızına tecavüzü bitecek mi?
Emperyalizm dedikleri kabusa son verebilecek misiniz?
Doğayla iç içe yaşamayı seçen insan kardeşlerinize, sınır var, yasa var demeden hakları olan özgürlüğü sağlayabilecek misiniz?
Paranın, bir kağıt parçasının krallığına son verebilecek misiniz?
'Çok zor mu diyorsunuz?' 
O halde boşa konuşuyorsunuz…
Haylar da bilmem kaç bin yıllık tarihleri olduğunu söylüyor. 
Kürtler keza öyle…
Avrupa medeniyetinden(!) hiç söz etmiyeceğim.
Tüm halklar ne kadar eski tarihleri olduğunun ıspatı için yarışta adeta.
Eeee ne olmuş yani?
Hepiniz çoooook eski, köklü uygarlıklarsınız anladık.
Bugün ne yaparsınız ona bakalım derim ben…
Bügün kime hayrınız dokunur?
Savaştan, kandan, yasaktan, kötülükten başka bir  marifetiniz var mıdır?
Hali ortalık yerde durur insanoğlunun...
Bu mudur 'Köklü uygarlık' dediğiniz?
Bu mudur mirasınız?
Onca sahiplenmeye çalıştığınız atalarınızdan hiç mi utanmıyorsunuz?
Onlar adina benim yaptiklarinizdan ve sizlerden utanan...
Anjel Dikme
Paris
28-7-2012
01:20
*(1) http://www.oeildusphinx.com/lemump_03.html
(2) http://www.youtube.com/watch?feature=endscreen&v=8hVFOIoaEik&NR=1
(3)http://www.youtube.com/watch?v=GaZU9x-4KOU