İnsana Yolculuk

İnsana Yolculuk
www.norradyo.com

3 Ekim 2010 Pazar

ŞŞŞŞŞŞŞT! Halk Duymasın!

 

e-PostaYazdırPDF
 
Bu haberi facebook sayfamda paylaştığımda amacım sadece, gündem mahkümluğumuzdan bir iki günlüğüne de olsa sıyrılmamıza aracı olmaktı...








ıSon yıllarda güzellik yarışmalarında Dünya çapında birçok birincilik dereceleri alan Ermeni kızlarını paylaşarak biraz masal alemine dalmaktı...
Ama şiir yürekli dostum dediğim, Kürtçe dilinde şiirlerini yürek atışlarıyla okudugum şair Ciran Tigran'ın "Anjel bundan hiç haberim yoktu" dediği notunu okuduğum an, zihnimin dehlizlerinde gezinmeye basladim...
Ve yazdım O'na:
Ermeni sözcüğü sadece hakaret amaçlı kullanılmalıdır bilmez misin şiir yürekli dostum?
Aman ha kimse duymasın bir Ermeni kızıın güzellik kiraliçesi seçildiğini...
Sana duymadığından emin oldugum bir haber daha şiir yüreklim.
Geçen yıllarda, Zeka Oyunlarıyla ilgili bir olimpiyatta Turkiye birinci oldu biliyor musun?  Bu konuyla ilgili borazan basında tek bir habere rastlamadım ben, ya sen?
Normalde(!)  böylesi bir başarıda çocuklar kanal kanal ; onurumuz, gururumuz diye göğüsler gerile gerile dolaştırılırdı değil mi?
Ama bu basarıyı kimse duymamalıydı...
Nedenini soylediğimde benim gibi sen de saşırmayacaksın ama utanacaksın duyarlı insan kimliğinden ötürü bilirim, tanırım seni...
Bu çocuklar göğüslerinde Turkiye bayrağı ile yarıştılar. 
Doğdukları, büyüdükleri, yaşadıkları ülkeyi temsil ettiler ve kazandılar ama onlar Istanbul'daki bir Ermeni okulunun öğrencileri idiler...
Şşşşşşttttttt! Sakın kimse duymasın bunu!...
'Ermeni'nin dölü' kazanmış yarışmayı, ne utanç(!)......
Halk sakın duymasın!...Bilmesin!....
Ermeni deyince aklına sadece;  Asala gelmeli....
Ihanet gelmeli...
Sakın ola bilmesinler namaz kıldıkları en kutsal mekanların Ermeni mimarların eseri olduğunu. Övündükleri sarayları, köprüleri, bentleri yapanların onlar olduğunu...
Sanata dair ne varsa altından 'Ermeni döllerinin' çıktığını sakın ola halk duymasın!
Tum dünya gerçeği bilsin zararı yok, yeter ki halk duymasın!
Turist olarak Istanbul'u gezmeye gelen avrupalı bir mimar, Dolmabahçe Sarayı'nı yapanların "Italyan Ballini Ailesi" olduğu hikayesini anlatan rehberi uyararak " Siz ne diyorsunuz hanımefendi?  Ben mimarlık eğitimi aldım. Bu yapılar Ermeni Balyan Ailesi'ne aittir" dediğinde, rehberin mimarı bir kenara çekip; " Biz de biliyoruz beyefendi gerçeği, ama bize verilen emir böyle. Böyle söylemek zorundayım. " diyen rehberin neye, kime , hangi düşünceye hizmet ettiği hiçbirimiz için sır değil ....
Buradaki ihaneti görürsün değil mi şiir yüreklim?
Görürsünüz değil mi bu satırları okuyan tüm canlar?
Devletin Ermeni mimarlara ihanetidir, Anadolu'nun tüm övünülesi sanatsal zenginliklerini yaratan Ermeni  sanatçılara nankörlüğüdür bu!
O çocuklara nankörlüğüdür bu!
Ve en onemlisi;  halkına yalancılığıdır bu!
Ne içindir bütün  bunlar?
Iktidar için mi? Üst kimlik dedigimiz tüm o saçmalıklar için mi?
İnsan olduğumuz gerçeğini bizlere unutturmak için midir tüm çabalar yoksa?
Yine ne çok sorularla doldu zihnim....
Yeni değildir bu sorgulamalarım...
Gelin sizler de katılın canlar, bu sorgulamaya...
Izin vermeyin zihinlerinizin tecavüzüne...
Izin vermeyin, egemenlerin bizlerin düşüncelerini ihfal ederek mastürbasyon yapmalarına...

IZIN VERMEYİN!
Anjel Dikme
Paris
1-10-2010


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder