İnsana Yolculuk

İnsana Yolculuk
www.norradyo.com

27 Aralık 2025 Cumartesi

Söz Kirlendi

Kirlenmiş her sözcük tahribat gücü yüksek bir bomba gibi düşüyor ruhlarımıza. Paramparça ediliyoruz!


“Yok hiçbir şeyi anlatacak sözcük yok artık.
Hiçbir dilde kalmadı…
İNSAN’IN dilini yeniden yaratmak gerek…”

Anjel Dikme

“Uzman” enflasyonu yaşanan günümüzde; akademisyeninden, dil uzmanına, edebiyatçısından, sanatçısına ucuz, provakatif dile rağbet etmelerinin sonucu olarak özensiz, dikkatsiz sarfedilen sözcükler; “Nefret”, “Öteki”, “Ayrımcılık”, “Empati yoksunluğu” v.s olarak birer bomba gibi iner durur toplumun üzerine.

Kirlenmiş her sözcük tahribat gücü yüksek bir bomba gibi düşüyor ruhlarımıza. Paramparça ediliyoruz!

Sözcüklerle kanatılır yaralarımız, sözcüklerle öldürülürüz…

Sözün kirlenmesiyle başladı kötülük, yalana bulaşan sözcük, ruhunu yitiren, anlamı boşaltılan sözcük.

Dokuz yaşında babasını kaybetmiş oğlunu “Seni ben istemedim baban istedi. Baban seni severdi ben abini.” diyerek büyüten annenin zalimliğinde, sevgisizliğinde kirlenir söz.

Ve sevmeyi öğrenmediği için sevilmeyi de bilmeyen bir adam yetişir.

Çocuklarına mütemadiyen “Sen aptalsın”, “Sen yapamazsın”, “Sen geri zekalı mısın?” diyen ebeveynler kirletir sözü.

Kendine güveni olmayan korkak bireyler yetişir.

Kızına ilk regl olduğu gün “Bok mu vardı kirlendin!” diyen anne kirletir sözü.

Kızının kadın benliği kirlenir, analık zedelenir.

Kendini onarmak için yıllarını harcayacak bir kadın yetişir.

“Gavur” der durur birileri.

Gavur sözcüğünü kullananların inancı kirlenir…

“Negro” der “Beyaz adam.”

Dilindeki nefret yüreğinin karanlığındandır. Sözcüklerinden katran akarken yeryüzüne, teninin beyazlığı aklayamaz “beyaz adamı(!)”

Sözcüklerimizle yavaş yavaş öldürürüz birbirimizi.

Dilin üslubu, adabı bozulunca, söz kirlendi.

Muhatap alınan kişinin duygularına aldırmadan, saf aklın kibriyle kurulan cümlelerde; söz kirlendi.

Akılla harmanlanmayan, sırf duyguyla kurulmuş cümlelerde; söz kirlendi.

Duygusuz akılla, akılsız duyguyla sarfedilen cümlelerde; söz kirlendi.

Önce sözcükler temizlenmeli.

Sözcükleri temizleyelim ki zihinler berraklaşsın.

Zihinler berraklaşsın ki sağlıklı, önyargısız, insani *”Değerler bilgisinin” ışığında düşünebilelim.

Düşünebilelim ki yeni, eşitlikçi, özgür yaşam biçimlerini inşa edebilelim.

Önce söz ve doğa vardı.

Söz kirlendi, insan çürüdü.

Sözü temizlemekle başlayacak her şey… Yeniden.

Anjel Dikme

* Ionna Kuçuradi – Filozof

24 Ağustos 2016 Çarşamba

30 Ağustos 2015 Pazar

Bugün günlerden hüzün

Her gün mırıldanır zihnim.
"Mırıltılarım" bölümünü tam da bu nedenle açmıştım.
Zihnimin mırıltılarını sizlerle paylaşmaktı arzum.
Günler, haftalar geçti fakat ben yazamadım, cesaret edemedim bunu yapmaya.
Milyonlarca soru, milyonlarca cevap döner durur beynimde.
Sizlerle; yani okuyucularımla sürekli sohbet edip dururken, yazamadım bir türlü…
Kendinle sohbet etmeye benzemiyor paylaşmak…
Sabahın sekizi ve ben hala hiç uyumadım.
Geldim salona.
Açtım bilgisayarı ve denerim sizlerle sohbet edebilmeyi.
Gelecek günler gösterecek bu işi ne kadar becerebileceğimi.
Sizlerin yorumları yol gösterici olacak sanıyorum bu maceranın gidişatında…
Öylesine unuttuk ki kendimizi.
Dayatılan gündemlerin tartışmasında geçen vakitlerde yitirdik şiirleri, şarkıları.
Utanır olduk neşelenmekten.
Utanılası birşey oldu İNSAN olmak…
Bugünlük bu kadar canlar.
Öylesine doluyum ki nereden nasıl başlayacağımı bilemedim.
Yapıverdim bir başlangıç.
Sizler de yazın bana.
Dertleşelim olur mu?

Mırıltılarımızı paylaşırken, belki buluruz bir yolunu iyileşmenin ve iyileştirmenin kim bilir?
30-8-2015

11 Ağustos 2015 Salı

Ya korku bataklığında debelenecek ve ölüme yataklık edeceksiniz. Ya da sevginin aydınlığında yaşamı üreteceksiniz…


Ülkemde olan bitenleri izledikçe,  kendimi; 'Yine mi? Yüzlerce yıl sonra hala mı?' diye sorarken buluyor ve kahroluyorum…
Korkudan örülmüş zincirlerinizi, hala kıramadığınız için kızıyorum…
Kırın korku zincirlerinizi!
Asırlardır kölesi olduğunuz Korku İmparatorluğunun da tuzla buz olduğunu göreceksiniz.
Önce "Gavurlarla" korkuttular sizi, inandınız. 
Oysa ne yersiz bir korkuydu bu bilemediniz…
"Gavurlar" o toprakların zenginliğiydi. 
Üreteniydi, mimarıydı, inşa edeniydi, sanaatkar ve zenatkarlarıydı. 
Dağları yeşerten bağların, akan çeşmelerin RUHUydu o "Fıllalar".*
"Bağlar kurudu, çeşmeler akmaz oldu, sizin gidişinizle" dediklerinizdi, Onlar…
Gavurları yok éden zihniyete inanıp, onlara yardım ederken yanıldınız!
Sonra komünistlerle korkuttular sizi. 
'Komünist" diye korkutulduğunuz hareketin içindeki insanların mücadelesinin sizlerin çıkarları için olduğunu bilemediniz… 
Onlara gözünüzün önünde yaşatılan acılara, şiddete, yok etmeye sırt çevirdiniz…
Gencecik çocuklarınızdı, egemenlerin yalanlarına inanarak korkaklığınıza kurban ettiğiniz...
İşçinin, emeğin, alın terinin, eşitliğin ve özgürlüğün savunucusuydular ölümlerine sağır, sessiz kaldığınız gençler  ("Komünistler".).
O gençler, sizlerin özgürlüğüydü. 
Düşünmeyi bilen aklınızdı. 
Bilemediniz. 
Bilmek bile istemediniz. 
Yine yanıldınız!
Yavuz Sultan'dan beri öcü muamelesi gören Aleviler'e düşman edildiniz.
Onlara dair size anlatılan her saçmalığa, sorgusuz sualsiz inanmayı tercih ettiniz…
Tekrar tekrar yakılırlarken Alevi kardeşlerin, sen seyrettin utanmadan insanlığından…
Kadın ve erkeğe eşit değer verdiği için karalar çalmakta arsızca inat ettin …
Ve yine sen  kaybettin kaybettiğinin ne olduğunu bile bilmeden…
Aleviler senin İNSAN yanını içselleştirip,yaşamayı öğrenenlerdi bilemedin.
Yine yanıldın!
Her dönem  bir suni düşman yaratarak ve senin O düşmandan korkmanı sağlayarak, kendi iktidarını devam ettiren kapitalist sistem yeni düşmanlar bulmakta çok ustaydı. 
İşler böyle yürüyordu egemenlerin cephesinde…
Bu kez korkulması gereken en tehlikeli düşman(!) Kürt halkıydı…
Her zamanki gibi sana anlatılan herşeye sorgusuz sualsiz inandın.
Doğanın tüm insanlığa bağışladığı hakları elde etmek için mücadele éden, seninle eşit haklar talep éden bu halkın, çoluk çocuk demeden öldürülmelerine seyirci bile olamadın!
Yaşlılarına, köy meydanında egemenlerin askerleri tarafından insan boku yedirilmesine gülüp geçtin!
"Vatan, millet, Sakarya" ninnileriyle uyutulmayı seçtin sen, tilki kurnazlığıyla…
Toprak dediğinin insan için var olduğunu, toprağın alınıp satılabilir bir meta olmadığını, sınırlar çizerek, çitler örerek toprağın sahibi olduğun saçmalığına inandırarak, yeryüzünün hepimize yetecek büyüklükte olduğu basit gerçeğini bile unutturdular sana…
Bu histerik ruh halinle nasıl da yardım edersin egemenlere bilemedin!
Kürt halkı senin çığırdığın türkülerindi, yüreğindi.
Sana yaşatılan acıların, haksızlıkların, ihanetlerin çığlıydı onların sesi…
Ağıtların, ninnilerin, masallarındı, senin kavgandı mücadeleleri...
Bilemedin ve yine yanıldın!
Ülkemde olanları izlerken en son gözlemlediğim haliniz içler acısıdır.
Ermeni'si, Rum'u, Süryani'si, Komünist'i, Alevi'si, Kürd'ü bitince öylesi şeytani bir formül işleme koydular ki hala midem bulanır kendilerinden…
Çocukluğumda; "Gavur"  diye kovaladıkları ben gibiler ve kendilerine "Müslüman Türk" diyenler vardı.
Sizleri bölmekte öylesine ustalaştılar ki bugün; "Laikler-Kemalistler" ve " İnananlar-Dinciler" olarak iki kampa bölündünüz.
Bir kıvılcım yetecek sanki birbirinizi boğazlamanız için…
Acınası bir durumdasınız hepiniz!
Kiminiz inançtan korkar, kaçar oldu bilmeden tehlikeli olanın inanç değil DİN olduğunu...
Din,  satılabilir en pahalı meta olalı asırlar olmuş.
Vatikan bu işi en iyi yapan, odak olalı asırlar olmuş…
Avrupa'nın bilgiye uyanışıyla, bunu yenmesinin üzerinden çok uzun zaman geçmiş fakat ülkede sizler hala bu iki kavramın ayrımını yapamayan bilinçlerinizin  körlüğünde, sürüklenir durursunuz!
İnanmak için, insan eliyle inşa edilmiş  mekanlara ihtiyacınız olmadığını, tek kutsal mekanın kendi yürek odanız olduğunu unutturdular size!
"Kutsal" dediğiniz taş binaları bombaladıklarında deliye dönüyorsunuz.
Taşları korumak için kana susuyorsunuz...
İnancınız, o binaların dört duvarlarına sığacak kadar mı küçük?
Bu kadar az ve cılız mı inancınız?
Sevgidir dinim, yaşamdır inandığım demeyi öğrenmeniz için daha kaç kere egemenlerin sizlere sunduğu filmi ilk kez görmüş gibi izlemeye devam edeceksiniz?
Beni şaşırtan ve üzen tek şey şudur; egemenler hep aynı senaryoyla yazılmış filmi bir düğmeye  basarak vizyona sokarlar, onların işi budur anlarım…
Anlamakta zorlandığım peki sizler aynı filmi tekrar tekrar izlemekten bıkmadınız mı?
Bu düğmeye basılınca vizyona giren filmden sonra olacakları bildiğiniz halde neden sessizce izlemeye devam edersiniz?
Fransız tarihini öğrendikçe görürüm ki bu halkın egemenlere karşı eşitlik,özgürlük mücadelesi birkaç asır sürmüş. 
Hala da devam etmekte olan bir kavgadır bu…
Hiçbirşeyin  tepside sunulmadığının, hakların  söke söke alındığının destansı bir tarihini yazmış Fransız halkı…
Bunu, haksızlıklara hep birlikte isyan ederek başarmışlar…
Medeniyetin beşiği olan Küçük Asya'nın  halkları daha ne kadar devam edeceksiniz birbirinizden nefret etmeye?
Gençlerinizin tabutlarına sarılıp ağlayarak, kendinize acıyarak bir adım öteye gidemeyeceğinizi ne zaman farkedeceksiniz?
Ötekine kin kusarak, küfür ve hakaretlerinizle sistemin ekmeğine yağ sürerek, suç ortağı olmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz?

Birlikte hareket ettiğinizde, sizleri bölerek iktidarlarını sürdürenlerin kaçacak  delik bulamayacağı gerçeğinin bilinçli farkındalığına ne zaman varacaksınız?
Kaç nesli daha kurban vereceksiniz çocuklarınızı, sistemin egemenlerinin sunaklarında?
Artık sizler için üzülmekten vazgeçiyorum!
Yaşadığınız herşeyin sorumlusu sizsiniz!
Geceler, günler boyu sizleri düşünüp, bir hiç için öldürülen çocuklarımız için ağlamaktan yoruldum.
Egemenlerden birinin tarafını tutup, birbirinize düşman olma hallerinizi izlemekten bıktım!
Çocukluğunuzdan beri resmi söylemin beyninize şırıngaladığı ezberlerinizle akıl yürütmelerinizden sıkıldım!
Akıl  yürütmeyi bırakıp, düşünmeyi öğrenmenizin vakti geldi.
Düşünmek sadece gerçeğin ışığında, rehberliğinde yerine getirilebilecek bir eylemdir, hatırlatırım…
Zihninizin vıdı vıdılarını düşünmek sanma yanılgısından kurtulmalısınız hatırlatırım!
Gücünüzün farkına vardığınız an, herşeyin sizlerin istediği gibi olacağından asla şüphe duymayın.
Halkların asla birbirine düşmanlığı yoktur!
Paylaşamayacakları hiçbirşer yoktur!
Sadece, egemenlerin kendi çıkarları için toplumları birbirlerine düşman etmeleri gerçeğine zombiliğinizden kaynaklanan sorunların kaçınılmaz sonuçlarıdır yaşadıklarınız hatırlatırım!
Seçim ve karar sizin…
Ya hayata sahip çıkacaksınız ya da hileyle, iftira ve yalanlarla size dayatılan korkularınızın tutsaklığında kayıp bilincinizle, ölümün tırpanı olup kana boğacaksınız yeryüzünü…
Unutmayın!
Yaşadığı coğrafyayla da sınırlı değildir kendine İNSAN'ım diyenin sorumluluğu hatırlatırım!
Hayatlarını tehlikeye atarak, sırf sizleri gerçeklerle bilgilendirmek için gezegenimizin her coğrafyasında gazeteciler, yazarlar tehditle ya da ölümle susturuluyorlarsa sorumlusu sizsiniz!
Dünya'nın her bölgesinde çocuklar, genç kızlar seks kölesi olarak satılıyorsa tek sorumlusu sizsiniz!
Her yıl 2,5 milyon insan gezegenimizin her coğrafyasından insan ticareti için kaçırılıyorsa sorumlusu sizsiniz!
Ya korku bataklığında debelenecek ve ölüme yataklık edeceksiniz. 
Ya da sevginin aydınlığında yaşamı üreteceksiniz…
Karar sizin!

Anjel Dikme
11-8-2015
Paris

08:24