İnsana Yolculuk

İnsana Yolculuk
www.norradyo.com

16 Ağustos 2013 Cuma

"Ermeni piçinden şehit olmaz"

Şehitliğiniz sizin olsun, insanlığımız bizim…
Askerlik görevini yaparken 24 Nisan 2011 de er Kıvanç Ağaoğlu tarafından öldürülen er Sevag Balıkçı’nın annesi Ani Balıkçı’nın; "Hristiyan’ı şehit saymıyorsan, niye askere alıyorsun?" sorusuna karşılık yazılan yorumları okudum bugün.
Yapılan yorumlardan birkaç alıntı:
"o soruyada şu cevap verilir.madem askerlik yapmıyorsun ne diye memleketimin nimetlerinden faydalanıyorsun.dünyada hristiyan ülkemi kalmadıda burdasınız.burdaysanız kurallara uyacaksınız.hem her türlü şehit haklarındanda faydalanıyor.sadece dinen şehit olamıyor.
"ermeni mantığı işte"
"tamam dini inancı ermeni ama sonuçta vatanını savunmak için askere gidiyo ınş ALLAH katında şehittir ki öyle dua edelim"
"musluman olmadıktan sonra sehıt saysalar ne olur cennetemı gıdecek"
" oldu başka emriniz cennete müslüman gider kafir değil bunu söyleyenlerin imanı sıfırdır"
"o mertebe müslümana ayittir ha tazmınat ve kurumsal hak avrsa dıyecek bir şey yok...orda durun bazı kanunlar dını ve mııletın örflerıen göre konulmalı dogru bır karar.."
"Gayri Müslüm vatandaşı Zaten Askerde pasif görev yapar. Nerde nasıl ölmüş merak ettim."
"Peygamberimizin.s.a.v zamaninda Medine'de baska inanislara sahip insanlarda vardi ama medineyi savunmak icin beraber savasirdilar peygamberimize sordu sahabeler biz ölürsek sehit bunlarin akibiyeti ne peygamberimiz.s.a.v dediki ancak allah yolunda savasip baska hic bir şey beklemezse sehit olur ama bunlar kendi mallari ve canlari icin savavasiyor bunlar icin cehennem atesi vardir"
"ermeni picin den şehit olmaz"
"burda yaşıyorsa tabiki yapacak askerliğini neden almasın götlerinidemi biz bekliyek ayrıca üzüldüm asker olduğu için sadece"
"Allaha inanmadan imanetmeden nasılşehit olunuyosa idda edenler açıklasınlar lütfen."
"müslüman olamayan şehid olamaz, olur diyenler müslümanlıktan çıkıp küfre girmiştir. iman tazeleyip, nikah kıysınlar."
"yasal olarak tabıkı hayrısmulumde olsa o elbıseyı gıymişse devletın tanıdığı butun ımkanlardan yararlanmalı bız bunun dındekı hukmunden bahsetmişdım.siizn bakışından haklısın"
Yorumları yazıldığı gibi aktardım.
Yapılan imla hatalarından, Türkçe diline hâkimiyet düzeylerinin anlaşılabilmesi için.
Her makalenin, video ya da şarkının altına yazılan yorumlardan halkın nabzını tutmak mümkün.
Fikirden çok küfrün yarıştırıldığı, "Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak" hastalığına tutulmuş bir toplum görüyoruz tüm bu yorumlarda.
Evladının haince katlinden sonra yüreği yanan Ananın seslenişine; "Düşünce" adına yapılan yorumlarda gördüğümüz tablo içler acısı.
"Şehitliğin" din adına savaşırken ölenlere verilen bir mertebe olduğunun bile bilinmediğinin, Kürt-Türk her iki halk da Müslüman olduğuna göre bu kirli savaşta canını kaybeden hiçbir gencin şehitlik mertebesini hak etmiş olmadıklarının bilinçsizliğinde, sistem tarafından acımasızca kullanıldıkları gerçeğinden uzakta uyutulduklarının farkındasızlığında yasamaya devam ettiklerini görmek çok acı kendileri için…
"…ama bunlar kendi mallari ve canlari icin savavasiyor bunlar icin cehennem atesi vardir"
Sizler bugün ne için savaştırılıyorsunuz gençler?
Yorulacaksınız(!) ama üşenmeyin ve hiç olmazsa bu soruyu düşünün…
Sadece kendi aile tarihi 1300-1400 yılı bulan Sasun'lu babam, "Halkımızın 4.400 yıllık" tarihi geçmişi olduğunu anlatırdı.
Ermenilerin anavatanının bu topraklar olduğundan bi haber;
"Başka Hristiyan ülkelere gitmelerini" öneren; üzerinde yaşadığı topraklara mensup halklara dair kara cehaleti görmek, ne utanç verici kendileri için…
"Dini inancı Ermeni" derken, din ve ırk kavramlarının iki farklı kavram olduğundan bir haber arkadaşımız, toplumun kavramları ne yazık ki tanımadığından düşünce denen eylemi eksik yerine getirdiklerinin çarpıcı bir örneğini sergilemiş ne ayıp!
Neden mi ayıp? Düşünce tembeli oldukları için çok hem de çok ayıp.
Tanımadan, bilmeden savunmaya çalıştıkları İslamiyet’te, Hz. Muhammed’in en önemli sözlerinden birinin şu olduğunu unuttukları için ayıp: "OKU!"
Okuma tembeli olduğunuz için çok ayıp!
"Allaha inanmadan iman etmeden" cümlesi kendi dinlerini bilmedikleri gibi Hristiyanlığa dair de hiçbir şey bilmediklerinin, kara cehaletlerinin bir örneği olarak acınası bir hal kendileri için!
"ermeni picin den şehit olmaz" diyerek faşizan ruhunu sergilemiş olan bu kişinin şahsında kendisi gibi düşünenlere şunu hatırlatmak isterim: Dili kullanmak çok önemlidir hele kendi anadilini…
Mensubu olduğu halka sahip çıkmak önce diline sahip çıkmakla olur.
O "Ermeni piçleri"nin, yıllardır sürüldükleri yabancı ülkelerde yaşayanlarının bile Türkçeyi siz gibi beyni nefretle uyuşmuşlardan çok daha doğru kullanmaları kanınıza dokunmuyor mu?
Türkçe’nin en basit imla kurallarından bile habersiz olmaktan, ikinci çoğul şahıs ekiyle başladığınız cümleyi ikinci tekil şahıs ile bitirmekten, de-da, den-dan eklerini yanlış kullanmaktan utanmanız gerektiğini biliyor musunuz?
Sevag Balıkçı’nın katledilişinden sonra ailece yasamak zorunda bırakıldıkları haksızlıklara karşı acili, yüreği yanan bir annenin isyan çığlığı olarak dile getirdiği bu sorunun cevapları bunlar değildi bilemediniz!
Derdimiz şehitlik falan değil hiç mi anlamadınız?
Ne deyim?
Şehitliğiniz sizin olsun, insanlığımız bizim…

29 Temmuz 2013 Pazartesi

DUSUNMEK ZOR ISTIR! BU NEDENLE COK AZ KISI DUSUNUR.*

Bir film izledim.
Adi; Hanna Arenth.**(14 Ekim 1906 - 4 Aralık 1975)
Yahudi asilli bir Alman dusunur.
Kendisine siyaset bilimcisi denmesini tercih etmistir su nedeni one surerek: "Felsefenin "bireyin kendisi"ne dair sorunlarla uğraştığını söyleyerek bu sıfatı reddetmiştir. Siyaset bilimci olarak tanımlanmayı istemesinin sebebi çalışmalarının "Tekil olarak insana değil, dünyada yaşayan ve dünyayı kaplayan insanlığa" odaklanmış olmasıdır.

Filmde; yakalanan bir nazinin yargilanmasina katilip, gozlemlerini anlatan bir yazi yazmasi istenir kendisinden.
Gorevi onemlidir. Amerika'da yasamaktadir esiyle birlikte.
Durusma boyunca notlar alir.
Ve kendi dusunce suzgecinden gecirerek yazdigi makalesini yollar gazeteye.
Yazdiklarini okuyan herkes soktadir.
Israil'de yasayan kardesi dahil tum dostlari sirt cevirir kendisine.
Olum doseginde ziyaretine gittigi kardesi yuzunu ote yana  doner, affetmez Hanna'yi.
Oysa ne cok severlerdi birbirlerini bu yazisindan oncesine kadar.
Ne mi yazmisti Hanna Arenth?
Durusmalarda, yargilanan kisi bir émir eri oldugunu anlatmistir hep, neden yargilandigini anlamayan saskin yuz ifadeleri ile…
Sorarlar kendisine:"Nereye gittigini bilmiyor muydunuz bu insanlarin?"
"Biliyordum ama ben sadece bana verilen emirleri uyguladim."
Diye cevap verir.
Izler mimiklerini, dusunur soylediklerini Hanna ve adamin sucsuz olduguna karar verir.
Iste herkesi ofkelendiren O'nun bu dusuncesidir.
Nasil sucsuz bulabilmisdir bir Naziyi?
Sunu savunur Hanna; "Dusunmeyi bilmiyor bu nedenle suclu gorulemez."
"Siddetin siradanlasmasi" da der buna.
Bense tam tersini dusunurum.
Dusunme yetisi her insanin sahip oldugu bir ozelliktir.
Bunu kimileri iyilige, kimileri kotuluge hizmet etmek icin kullanir.
Ozgur irade dedigimiz seydir bu.
Gezi parki olaylarinda, polisin émir aldigi kimsenin bilinmezi degildir.
Aldigi emirleri yerine getirir biliriz ama hedef alarak ates etmek tumuyle kendi insiyatifinde olan bir secimdir. 
Bilmez miydi goze hedef aldiginda kor birakacagini bu insanlari? 
Bilirdi elbette ama tereddut bile etmedi bunu yaparken cunku secimi buydu…
Onlar beyinlerini, dusunce kapasitelerini kotuluge hizmet icin kullanmislardi.
Bir baska ornek; 1915 de canlari pahasina komsularini saklayan insanlar vardi.
1955'de 6-7 Eylul olaylarinda komsularini koruyan insanlar vardi.
Demek ki adaletin yaninda tavir alabilmemiz icin birazcik dusunmemiz, birazcik vicdan yeterlidir.
Bu baglamda kolayciliga kacip; dusunmemeyi, vicdanini emekli etmeyi secen bireyleri ben masum gormuyorum…
Goremiyorum!
Sucludurlar; dusunme tembeli olduklari icin. 
Sucludurlar vicdanlarini emekli ettikleri icin...
Bu nedenle; yeryuzunde yasanan tum acilardan, her birey sorumludur diye dusunurum.
"Emir kuluyum." demek, sorumluluklarindan kacma kolayciligidir ki hosgor(e)mem!
Ne demis Descartes bilirsiniz: Dusunuyorum oyleyse  varim!
 Descartes önce dört kural saptadı:

1. Açık seçik ve belirgin fikirler dışında hiçbir şeyi kabul etmemek
2. Her sorunu çözümü için gerekli sayıda parçalara ayırmak
3. Düşünceleri basitten karmaşığa doğru sıralamak
4. Gözden kaçmış bir şey olup olmadığını sürekli kontrol etmek

Sonra bu kuralları izleyerek şöyle düşündü (bunları düşünürken bir sobanın karşısında oturuyordu):

-Duyularımız bazen bizi aldattığına göre, hiçbir şeyi göründüğü gibi olmadığını farzetmeliyim.

-Burada sobanın karşısında oturduğumu nasıl bilebilirim.

-Bundan emin olamam. Rüya ya da hayal görüyor olabilirim.

-Ya da muzip bir şeytan benimle oyun oynuyor olabilir.

-Kuşku duymayacağım tek şey, bir şey düşünüyor olmam. Rüya gördüğümü, benimle alay edildiğini ya da bir bedenim olmadığını bile düşünsem, bu böyle.

-İşte buldum! Düşünüyorum, öyleyse varım!
Gordugunuz gibi dusunmek zor istir!
Bu nedenle cok az kisi dusunur ve basimiza ne gelirse dusunmeyi bilmeyenler yuzunden gelir.
Istediginiz konuda tembel olma hakkina sahipsiniz ama dusunce tembeli olma hakkina sahip degilsiniz cunku bu tembelliginizin bedelini tum Dunya'lilar odemektedir…

Talat'i, Hitler'i, adini sayamayacagim tum fasistler tek baslarina asla gerceklestiremezdi insanlik tarihinin yuz karasi olan soykirimlari.
Onlara destek cikan tum dusunce tembelleri suc ortaklaridir.
Diktator, fasist dedigimiz liderler bir kisiydiler, sadece bir kisi!
Ya onlara hizmet éden émir kullari?(!)
Dusunce tembelleri??????

Anjel Dikme
30-6-2013
Paris
07:24

*Henry Ford

5 Haziran 2013 Çarşamba

FİRARİ

Sayın Başkan beyim
Bu mektubum size,
Vaktiniz elverirse
Belki okursunuz diye.

Ordudan bir emir geldi
Çarşamba akşamdan önce
Deniyor belgelerde,
Savaşa gidecekmişim.

Sayın Başkan beyim,
Hiç niyetim yok buna,
Birkaç adam vurmaya 
Gelmedim ben bu dünyaya.

Şunu iyi biliniz,
Sizi kızdırmak değil derdim,
Kararımı çoktan verdim,
Firar edeceğim !

Doğduğumdan beri
Babam ağabeylerim,
Gidip, ölüp dönmediler,
Hep ağladı bebekleri.

Yalnız acı verdi anneme
Mezarına girene kadar
Şimdi yattığı yerden
Alay ettiği bombalar.

Hapisteyken bir yerlerde
Benden karımı çaldılar,
Orada ruhumu aldılar,
Bütün geçmişimle birlikte.

Ama yarın sabah erken,
Kapım kapanacak
Ölü yıllarımın üzerine,
Yollar, benimle tanışacak.

Hayatımı bir dilenci gibi
Fransa yollarında gezdireceğim
En kuzeyden, ta güneye
Ve herkese şunu diyeceğim:

"İtaat etmeyin,
Yapmayın söyleneni
Reddedin, reddedin
Savaşa gitmeyin. "

Eğer illa akacaksa kan,
Mutlaka gerekliyse bu,
Önce sizinkinden bir damla
Görelim sayın Başkan.

Ve eğer düşecekseniz peşime
Silahsız olduğumu 
Söyleyin erlerinize
Ve söyleyin
İsterlerse bassınlar tetiğe.

BORIS VIAN

GEZI PARKI GENCLERINEDIR BU MEKTUBUM!

Merhaba gencler ve "Her zaman genc kalanlar."
Bildigim ve bilmedigim tum dillerde merhaba…
Amacim; biraz sohbet etmektir sizlerle. 
Sozlerime; gerceklerin tum dunyayi ozgur kilacagina olan inancimi belirterek baslamak isterim.
Cunku; Yalan=Karanlik, Gercek=Aydinlik. 
Kafamdaki basit formul budur.
Benim cocuklugumda ve gencligimde sadece TRT kanali vardi.
Devletin radyosunu dinlemek ve televizyonunu izlemekten baska secenegimiz yoktu.
Siyah-beyaz televizyon zamanlari cocuktum ve koca koca adamlarin "Ermeni diye bir halk yoktur. Ermeni dili yoktur." yalanlarini dinleyerek buyudum.
Sonra; renkli televizyon  ve ozel kanallar donemi basladi.
Ilk ozel kanal haberleri geldiginde nasil da umutlanip, sevindigimi bilemezsiniz.
Sevinmistim cunku nihayet, birilerinin bizi yalan haberleri dinlemekten kurtaracagini sanmak yanlisligina dusmustum.
Oysa renkli goruntulerden baska degisen hicbirsey olmadi cocuklar.
Resmi yalanlari, artik renklenmis olarak izliyorduk hepsi buydu olan.
Gecmisimize dair yasananlar, etnik kimligimiz  ve inancimizdan dolayi bire bir bildigim ailemin ve mensubu olarak dogdugum halkin gercekleri inkar edilirken, dedelerimize yalanci denmesini susarak dinlemeye mahkum edilmis magdurlardik. 
Her inkarda her yalanda yeniden ve yeniden katlediliyorduk…
Hissettigimiz buydu… Tekrar ve tekrar oldurulmek, yok edilmek!
Ana dilini cocuklara ogrettigi icin koy meydaninda dili kesilen genc kadin ogretmenin hikayesini bilirdik. Bilirdik Ermeni dilinin oldugunu. Dil varsa halk da var démektir ama susmak; atalarinin yasadigi acilardan sonra, geride kalanlar icin bir korunma aracina donusmustu. 
Susmak ve yalanlari dinlemek, bu yalanlarla kandirilip bize karsi dusmanlastirilan Turkiye'li musluman halklarin hic de hak etmedigimiz hakaret ve kufurlerine maruz kalarak, onlarda devlet mekanizmasinin tum kurumlariyla calisarak olusturdugu nefreti izlemek, tahammul etmek zorundaydik.
Ermeni sozcugu en buyuk kufurdu artik "yuzde doksan dokuzu musulman" olan ulkemde.
Basarmislardi.
Sonraki yillarda Kurt Halki'na yasatilan acilar inkar edildi.
Insanin, dogarken sahip oldugu haklari gaspetme yetkisini kendilerinde gorenler, insanlara ana dillerini yasakladilar , yaslilarini koy meydanina toplayip insan diskisi yedirdiler, binlerce koy yakilip insanlari goce zorladilar asirlardir yasadiklari topraklardan. Tipki daha once Yunan ve Hay(Ermeni) halklarina yaptiklari gibi acimasizca, utanmazca, haksizca, vicdansizca... 
Yuzde doksan dokuzu musluman halklara Kurtler de dahildi ama oylesine ustaydilar ki otekilestirip, dusmanlastirip, bolerek yonetmekte. Kurt olmak da nefretle anilan sozcukler listesine eklendi.
Bunu da basardilar.
12 Eylul rejiminden once de olan ama bu donemde siddetini sistemli olarak artirarak uygulanan iskence tezgahlarindan binlerce insan sakat birakildi, olduruldu, mahvedildi.
Onbinlerce failli mechuller hala koca bir kara leke olarak duruyor devlet denen aygitin anlinin tam da ortasinda.
Bunu da inkar ettiler surekli olarak.
Diyarbakir cezaevinde, mamakta yasattiklari insanlik utancini hep inkar ettiler. 
Yasadiklarini anlatma cesaretini gosterenleri yeniden hapsettiler.

Roboski'de katledilenler icin yapilan dokumanter filmini izlediniz mi?
En buyugu 40'li yaslarindaydi. 
Aglayarak izledim. Bir kez daha utanarak insanligimdan…
Evlerine ekmek goturmek icin yollardaydilar.
Ekmek nedir bilir misiniz cocuklar?
Emegidir, alinteridir, yorgunlugudur, ozgurlugudur ve onurudur insanoglunun…
Halklarin tek derdi budur… Evine ekmek goturebilmek… Ozgurce!
Sonunda sira sizlere geldi guzel ve cesur cocuklarim benim.
Bilirim; istediginiz tek sey ozgurlugunuzdur. 
Nereden mi bilirim?
26 yasinda bir ogul anasiyim. Sizler gibi deli cesur...
Canimdan candir, vazgecilmez tek sevdamdir ozgur ucmalari ogrettigim…
Gercek sevgi, sevdigini ozgur birakir canlar… Hapsetmez, iskence etmez, ne yapacagini emirlerle dayatmaz, nasilsa oyle sever, degistirmeye istedigi kaliba sokmaya calismaz.
Ben gibi olacak, ben gibi yasayacak, ben gibi inanacak, ben ne istersem onu yapacaksin diye asla dayatmaz…
Saf sevgiyi tadan bilir ki sevmek demek; oldugu gibi, renkleriyle, farkliliklariyla, kalite ve defolariyla sevebilmektir… Gerisi yalandir, inanmayin…
Bu bir haftadir ne yazik ki sizler de devletin siddetini, yasayarak ogrendiniz.
Sizin kusak da  yanli basin denen, satilmis ruhlar kulubunun suskunluguyla, zalime alkis tutusunun sahitleri oldunuz.
Gorerek, bu acilari yasayarak ogrenmemeniz icin hayatimi verirdim inanin. Ne yazik ki yasam irmagi boyle akiyor yataginda. Biz sagirlastikca baska canlarin acilarina, bizleri de ayni acilardan gecirerek ogretiyor dersini…
Anlamayip, duymamak icin yureklerini bilinciz bir inatla sagir edenleri yeniden ve yeniden bu sinava tabii tutuyor.
Mektubumu bitirmeden soylemek istedigim son birkac sey var.
Bir ananin cocuklarina nasihati gibi okuyun bu satirlarimi lutfen.
Kimsenin sizlere ne yapacaginizi, nasil yasayacaginizi, neye inanacaginizi-inanmayacaginizi soylemesine, yasaminiza mudahale éden emirler vermesine izin vermeyin!
Kimsenin, hickimsenin askerleri, polisleri olmayin!
Askerlik, polislik émir kulu olmaktir, koleliktir.
 Kullanilmaktir. Egemenlerin cikarlari icin masumca olmek ve masumlari oldurmektir. 
Ne olur bunu cok iyi dusunun.
Asirlardir yikilmaz sanilan onca imparatorluk son bulmussa, o donemde mevcut sinirlari korumak ya da genisletmek icin olen gencler neden??? Ne icin??? olduler diye sorun kendinize.
Hep sorun… Sorgulamadan, arastirmadan ana-babanizin bile soylediklerinden suphe duyun.
Unutmayin ki onlar da bu sistemin icinde buyuyen cocuklardi bir zamanlar.
Kendi yasamlarinizin efendisi, belirleyeni sadece siz olun…
Gunumuzde karsi durmaniz gereken tek seyin, yikilmasi icin mucadele edilmesi gereken tek seyin kapitalizm ve fasizm oldugunu asla unutmayin ve bilin ki asirlardir butun halklara yasatilan bunca acinin tek nedeni egemenlerin doymak bilmeyen para ve iktidar hirslariydi.
Antropoloji bilimi "Irk diye birsey yoktur, yaratilan kulturler vardir." der.
Asirlarin birikimiyle yaratilan kulturleri ureten topluluklara saygi duymak yerine, o toplumlari yok edip  hazira konarak, irk kavraminin sahteliginde bolerler sizi dikkat edin.
Din tacirligi en marifetli olduklari daldir. Vatikan'in Dunya'nin en buyuk mafyasi oldugunu, cami ve kiliselerin ticarethaneye dondugunu, imanin; inananla Allah arasinda olup, araciya ihtiyaci olmadiginin bilincinde olun…Ne din adamlarina ne de mabetlere ihtiyaciniz yok. Yureklerinizdir mabetleriniz.
Bir haftadir bire bir yasayarak ogrendiginiz, komun yasaminin guzelligiydi bizlere unutturmak icin cabaladiklari sey. 
Paylasmanin, anlayisin, empatinin guzelligini, insani INSAN yapan degerleri unutturup, birbirimize yabancilastirip, otekilestirdiklerimizden korkarak tuketecegimiz yasamlar icinde bogulmamizdi hedefledikleri ama beceremediklerini oyle guzel gosterdiniz ki…
Buradan oyle guzel gorunuyorsunuz ki cocuklar, sizlerle gurur duyuyorum.
Ne olur sizleri yeniden bolmelerine izin vermeyin.
Hala mevcut olan hic bir politik akima yamalanmadan gelecegin dunyasini insa edebilirsiniz.
Bir haftadir yaptiginiz gibi Musluman canlarin seccadelerini siz vérin, Jesus, Isa , Musa, Ali, Buda, Ateist, diyenlerinizle, siyahi, beyazi, sarisini hepinizin sadece INSAN ve DUNYALI oldugu tek gerceginden hareketle, suni yaratilmis kimliklerinizden soyunarak sarilin birbirinize sonsuza dek.
Asirlardir ozledigimiz ozgurluk ve barisin hukum surdugu, emegin ozne oldugu yasamlari sizler kuracaksiniz. 
Sizlere olan sonsuz guvenimle rahat uyuyacagim artik…
Halki kucuk gorenlere, halkin zekasiyla alay edenlere, nasil da guzel cevap verdiniz…
Halka émir vermek degil, hizmet etmek icin secildiklerini cesurca haykirdiniz.
Sloganlari ve sloganvari konusmalari oldum olasi sevmemisimdir.
Bugun bir ilk yaparak sizlere cok bildik bir slogana dair algiladiklarimi yazarak son verecegim mektubuma.
"Susma! Sustukca sira sana gelecek." Cumlesini pratige doktugumuzde, hayatin icinde icsellestirdigimiz dogal bir durum haline getirdigimizde, iste o zaman emekcinin, uretenin, yaratanin haklarinin nihayet korunmaya, kollanmaya baslayacagina ve bu dogrultuda isleyen sistemler olusturabilmeye dogru ilerleyebilecegimize olan inancim sonsuzdur.
Bunu sizler basaracaksiniz!
Sevgimdesiniz her dem, her biriniz.
Ne mutlu fedai,  eskiya, gerilla, capulcu olup  halklarin ozgur yasamasi  icin mucadele edenlere…
Ne mutlu INSANIM ve DUNYALIYIM diyenlere… Ne mutlu…

Anjel Dikme
5-6-2013
Paris
04:52